(3402 S. K. m. 14, 17) (743 S. K. m. 641)
Dava: K. ile Hazine ve Y. köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Ankara 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 16.10.2000 gün ve 560/557 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava konusu taşınmazın 1953 yılında yapılan tapulamada tapulama harici kaldığını, imar ihya ederek zilyet olduğunu ileri sürerek adına tescilini istemiş, Hazine davanın reddini savunmuş, mahkemece dava kabul edilmekle hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, uyuşmazlık konusu taşınmazın tapulamada tapulama harici olarak bırakıldığı, imar ihya ile kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyel kabul kararı verilmiş ise de; yapılan araştırma ve incelem hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır.
Kural olarak M.K.'nun 641. maddesi kapsamına giren Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin doğal yapısı ve nitelikleri itibariyle ekonomik amaca uygun şekilde tarım arazisi olarak tasarruf edebilecek yerlerden bulunmamaları nedeniyle kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilmesi mümkün bulunmamaktadır. Böyle bir yer anacak 3402 sayılı Kadastro Kanunun 17. maddesinde açıklanan olumlu ve olumsuz koşulların yerine getirilmesi halinde imar-ihya sonucu kazanılabilir.
Somut olayda ihya olgusu gereği gibi araştırılmamıştır. 3402 sayılı Kanunun imar-ihya yoluyla mülk edinme olanağı sağlayan 17. maddesine göre, bir yerin imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilebilmesi için bu yerin, orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tarıma açılması mümkün yerlerden olması ve tarıma elverişli hale getirilmesi ve 14. maddedeki iktisapla ilgili şartlar yerine getirilmiş olmalıdır.
İmar-ihyanın arazi ile ilgili koşulalrından olan, tarıma açılan ve tarıma elverişli hale getirilen araziden amaç; Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tarıma açılması mümkün olan yerlerdir. Bu tür araziler henüz üzerinde kültür (işlemi) yapılmayan fakat doğal nitelikleri gereği tarıma elverişli olan yerlerdir. Ancak tarım arazisi öncelikle taşınmazın ihyadan önceki niteliği uzman, yerel ve teknik bilirkişiler ile tanıklar taşınmaz başında HUMK.'nun 259. maddesi uyarınca keşfen dinlenmek suretiyle araştırılıp olaylara dayalı olarak zilyeliğin sureti cereyanı tespit edildikten sonra ihyaya uygun yerlerden olduğunun anlaşılması halinde, davacı (veya murisi veya bayii) tarafından emek ve para sarfıyla imar-ihya edilip edilmediği, edilmiş ise ihyanın hangi tarihte tamamlandığı, en önemlisi ihyanın tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar yasada belirtilen 20 yıllık zilyedlik süresinin nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla geçip geçmediği 3402 Sayılı Kanunun 17. maddesindeki sair koşullarla, 14. maddesindeki iktisapla ilgili koşulların da araştırılmasından sonra sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekir. Başka bir anlatımla ancak tarıma elverişli hale getirilebilen ve tarım arazisi olarak kazanılması mümkün olan yerler zor ve zahmetli bir emek ile tarım arazisi haline getirilmesi durumunda kazanılması mümkündür. Tabii durumu, yapı ve niteliği itibariyle tarım arazisi olarak kullanılması mümkün olmayan yerlerin ihya yoluyla kazanılması mümkün değildir. (HGK. 19.2.1997 T. 1996/8-728 E. 1997/91 K.) Üzerinde hiçbir şekilde tarım yapılamıyan ve tarıma elverişli hale getirilemeyen oluşları ve yaradılışları bakımından tarıma elverişli olmayan kayalık, falez ve buzulluk gibi yerlerin ihyası mümkün olmadığı gibi ihya iddiası da dinlenemez.
Somut olayda, taşınmaz 1953 yılında yapılan tapulamada hangi nedenle tapulama harici kaldığı Tapu Kadastro Müdürlüğü'nden sorulmadığı gibi taşınmazın hangi ihya işlemleriyle tarım arazisi haline getirildiği de irdelenmemiştir. Bir yerin etrafını duvarla çevirmek ev yapmak başlı başına imar iha sayılmaz. Bir adet ceviz ağacı (dikilirken yaşı belli olmamakla birlikte) 20-22 yaşında olduğu söylendiğine göre imar ihyanın hangi tarihte başlayıp hangi tarihte bittiği dava tarihine kadar K.K.'nun 14. maddesindeki 20 yıllık süresinin geçip geçmediği de araştırılmamıştır.
Değinilen yönlerin göz önünde tutulması, deliller toplandıktan sonra karar verilmesi gerekir.
Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.5.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy