(766 S. K. m. 32) (3402 S. K. m. 13) (743 S. K. m. 639)
Dava: Abdullah Yazıcı ile Emine Uluğ ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Ayaş Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 21.12.2000 gün ve 186-184 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, uyuşmazlık konusu paylara ait tapu kayıtlarının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalılar davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu 3365, 3366, 3367, 3368 ve 3370 parseller 30.08.1952 tarihinde Ocak 1949 tarih, 6 ve 7 numaralı tapu kayıtlarına dayanılarak, davalıların miras bırakan Mustafa Uluğ ile müşterekleri adına tespit edilmiştir. Davacı Mustafa Uluğ paylarını 1948 yılında haricen satın ve devraldığını, o tarihten dava tarihine kadar taşınmazlara zilyet olduğunu, bu paylara ait kayıtların iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Dosyaya sunulan belge, yerel bilirkişi ve bir kısım tanık beyanlarına göre, satışın 1948 yılında yapıldığını, o tarihten dava tarihine kadar davacının diğer müştereklerle birlikte dönüşümlü olarak taşınmazlara zilyet olduğunu bildirmişlerdir. Mahkemece, satış olgusunun kanıtlanmadığı, davacının kira ilişkisine dayanarak taşınmazlara zilyet olduğu, iptal ve tescil davası koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre mahkemenin ret gerekçesi yerinde değildir. Dava konusu paylara ait öncesi itibariyle tapulu olup harici satın almanın yapıldığı ileri sürülen tarihten 1952 tespit tarihine kadar yürürlükten kaldırılan 766 sayılı Tapulama Kanununun 32/c ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-b maddesindeki koşullar oluşmadığına, taşınmazların tespit edildiği tarihten tutanaklarının hükmen kesinleştiği 19.10.1984 tarihine kadar itiraz nedeniyle geçen süre kazanma bakımından hukuken bir değer taşımayacağına, tutanakların kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar MK.nun 639/2. maddesindeki koşullar oluşmadığına ve süre geçmediğine göre redde ilişkin hüküm sonucu itibariyle doğru olmaktadır.
Sonuç: Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 2.080.000.-lira peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 1.160.000.-liranın temyiz edenden alınmasına 07.06.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy