(743 S. K. m. 639, 641) (3402 S. K. m. 14, 17) (YHGK 24.02.1999 T. 1999/8-84 E. 1999/118 K.)
Dava: Mustafa Köpük ile Hazine ve Dereneci Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Kızılcahamam Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 23.2.2001 gün ve 16/29 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Dava konusu taşınmaz kadastro tespiti sırasında taşlık ve Perçin Çayı olması nedeniyle tespit dışı bırakılmıştır. Davacı, dava konusu taşınmazın zilyetlik hukuki nedenine dayanarak adına tescilini istemiş Davalı Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği davanın reddini savunmuşlar, mahkemece dava kısmen kabul edilmekle hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma sonunda uyuşmazlık konusu taşınmazın öncesinin taşlık ve Perçin Çayı yatağı olduğu anlaşılmaktadır. Bu gibi bir yer kural olarak MK. nun 641. maddesi kapsamına giren Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden sayılır. Bu tür yerlerin doğal yapısı ve nitelikleri itibariyle ekonomik amaca uygun şekilde tarım arazisi olarak tasarruf edilebilecek yerlerden bulunmamaları nedeniyle kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün bulunmamaktadır. Böyle bir yer ancak 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesinde açıklanan olumlu ve olumsuz koşulların yerine getirilmesi halinde imar-ihya sonucu kazanılabilir.
MK. nun 639/1 ve 3402 SK. nun 14 ve 17. maddelerine dayanılarak Hazineye karşı açılan tescil davalarında; ileri sürülen hukuki talebin ve bu maddelerde belirtilen koşulların yerine getirildiğinin kanıtlanması gerekir. Öncelikle davacıya bu yönde iddiasını kanıtlama imkanının tanınması ve 3402 S.K.nun ihyaya ilişkin 17. maddesindeki tüm olumlu ve olumsuz koşulların araştırılması bu maddede belirtilen koşulların gerçekleşmesinden sonra ayrıca aynı kanunun 14. maddesinde belirtilen koşullar altında zilyetliğin geçmiş olması gerekir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri hükümleri uyarınca ancak bu maddelerdeki koşulların varlığı halinde ihyanın tamamlanmasından sonra başlayan zilyetlik kazanma sağlar.
Somut olayda ihya olgusu gereği gibi araştırılmamıştır. 3402 SK.nun imar-ihya yoluyla mülk edinme olanağı sağlayan 17. maddesine göre,bir yerin imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilebilmesi için bu yerin orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tarıma açılması mümkün yerlerden olması ve tarıma elverişli hale getirilmesi gerekir. Yasaya uygun bir ihya işleminin tamamlandığından bahsedebilmek için de maddede öngörülen arazi ve ihya eylemi ile ilgili olumlu veya olumsuz şartlarla birlikte 14. maddedeki iktisapla ilgili şartlar yerine getirilmiş olmalıdır. Esasen HGK.nun 24.2.1999 T.,1999/8-84 E. 118 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesine göre yapılan imar ve ihya işlemleri tarımsal amaçla olmalıdır. Taşınmaz üzerine ev, ahır ve samanlık yapmak taşınmazı beton duvarla çevirmek, kanallardan su taşıyarak balıkçılık yapmak gibi eylemler taşınmazı tarıma elverişli hale getiren işlemlerden değildir. Açıklanan nedenlerden dolayı davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü usul ve Yasaya aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün kabule ilişkin bölümünün BOZULMASINA, 29.05.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy