(743 S. K. m. 639, 641) (3402 S. K. m. 14, 17) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Ayşe Köksal ile Hazine ve Karaağaç Köyü Tüzel Kişiliği aralarındaki tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Kızılcahamam Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 30.06.2000 gün ve 47-122 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı 1951 yılında yapılan tapulama sırasında çay yatağı ve taşlık olarak tapulama harici kalan bir parça taşınmazda imar ihya ile iktisap koşullarının oluştuğundan adına tescil istemiş, davalı Hazine ve Köy red istemişler, mahkemece dava kısmen kabul edilmekle, kabule ilişkin hüküm bölümü Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır.
Taşınmazın tapulama sırasında taşlık, dere ve çay yatağı olması nedeniyle tescil harici bırakıldığı Kadastro Müdürlüğü'nün 24.05.2000 tarihli yazısıyla tespit edilmiştir. Tescile karar verilen BR307 m2'lik taşınmazdan eskiden Perçin Çayı'nın geçtiği çayın sonradan yatak değiştirdiği fen ehli raporunda belirtilmiş, ziraat teknisyeni açık olmamakla beraber imar ihya edildiğinden bahsetmiş, jeoloji mühendisi ise 15 senedir ekim yapılmadığını, derenin yatak değiştirmesi ile oluştuğunu açıklamıştır. Yerel bilirkişi çayın 15 yıl önce yatak değiştirdiğini bildirmiştir. Tanık Kazım Akıncı; şu andaki zemin durumu itibariyle taşlık olarak görüldüğünü, baraj için kamulaştırılacağının söylendiğini beyan etmiştir. Uyuşmazlık konusu taşınmazın hukuksal niteliğinin taşlık ve dere yatağı bir yer olduğu açıklandığına göre MK. nun 641. maddesi kapsamına giren bu nitelikteki yerler Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden sayılır. Bu tür yerlerin doğal yapısı ve nitelikleri itibariyle ekonomik amaca uygun şekilde tarım arazisi olarak tasarruf edilebilecek yerlerden bulunmamaları nedeniyle kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün bulunmamaktadır. Böyle bir yer ancak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde açıklanan olumlu ve olumsuz koşulların yerine getirilmesi halinde imar-ihya sonucu kazanılabilir.
Dava taşınmazın hukuki niteliği itibariyle 3402 SK.nun 14 ve 17. maddelerine dayalı tescil isteğine ilişkindir. MK. nun 639/1 ve 3402 SK. nun 14 ve 17. maddelerine dayanılarak Hazineye karşı açılan tescil davalarında; ileri sürülen hukuki talebin ve bu maddelerde belirtilen koşulların yerine getirildiğinin kanıtlanması gerekir.
Somut olayda ihya olgusu gereği gibi araştırılmamıştır. 3402 SK.nun imar-ihya yoluyla mülk edinme olanağı sağlayan 17. maddesine göre, bir yerin imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilebilmesi için bu yerin,orman sayılmayan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tarıma açılması mümkün yerlerden olması ve tarıma elverişli hale getirilmesi gerekir. Yasaya uygun bir ihya işleminin tamamlandığından bahsedebilmek için de maddede öngörülen arazi ve ihya eylemi ile ilgili olumlu veya olumsuz şartlarla birlikte 14. maddedeki iktisapla ilgili şartlar yerine getirilmiş olmalıdır.
O halde yapılacak iş; yeniden keşif yapılarak taşınmazın hangi tarihte tam olarak ihyasının bittiğini tespit etmek, ne gibi ihya işlemleri yapıldığını saptamak, bu arada taşınmazın halen taşlık görünümünde olduğu göz önünde tutularak 15 yıldır kullanılmamasının taşınmazı terk iradesi taşıyıp taşımadığını değerlendirmek, ondan sonra bir karar vermekten ibarettir. Bunun gibi dava kısmen reddedildiğine ve davalı Hazine davayı vekille takip ettiğine göre, reddedilen kısım üzerinden Hazine lehine vekalet ücreti takdir edilmemiş olması da doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazinenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 29.05.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy