(743 S. K. m. 612, 634) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Adnan Kapusuz ile Hasan Kapusuz ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Bolvadin Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 14.6.2000 gün ve 10-207 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Abdil Kapusuz tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 956 ada, 6 parselin tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Yargılama oturumuna katılan bir kısım davalılar davanın reddine karar verilmesini savunmuşlar, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı Abdil Kapusuz tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıların miras bırakanı Mehmet Kapusuz'a tahsis edilen uyuşmazlık konusu taşınmazdaki tüm davalıların miras paylarını 2.7.1991, 2.2.1999 ve 1.12.1999 tarihlerinde satın ve devraldığını ileri sürerek davalıların miras bırakanı Mehmet adına yazılı bulunan 956 ada, 6 parselin tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Yargılama oturumlarına katılan bir kısım davalılar davayı kabul ettiklerini, davalı Abdil Kapusuz da davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece satış ve devir olgusu göz önünde tutularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu parsel, 28.4.1997 tarihinde davalıların miras bırakanı Mehmet oğlu Mehmet Kapusuz'a tahsis yolu ile verilmek suretiyle sicil oluşmuştur. Mirasçılık belgesine göre; kayıt maliki Mehmet Kapusuz 29.3.1971 tarihinde vefat etmiş, mirasçı olarak davalıları bırakmıştır. Davanın açıldığı 13.1.2000 tarihinde davacı Adnan'ın babası ve kayıt maliki muris Mehmet Kapusuz'un oğlu Hasan sağ olup, mirasçılık belgesine göre dava tarihinden sonra 29.8.2000 tarihinde vefat etmiştir.
Tapulu bir taşınmazın haricen satışı kural olarak geçersizdir. MK. nun 634, Borçlar Kanununun 213 ve Tapu Kanununun 26. maddesi hükümlerine göre tapulu bir taşınmazın veya bir payın satışının geçerli olabilmesi için resmi memur önünde olması gerekir. Miras paylarının satın ve devralındığı tarihte, taşınmaz Hazine adına tapuda kayıtlı olup daha sonra tahsis yolu ile Mehmet Kapusuz'a geçmiştir. Davanın açıldığı tarihte davacının babası Hasan hayatta olduğu için terekeye karşı üçüncü bir kişi durumundadır. MK. nun 612. maddesi hükmüne göre, yazılı olmak kaydıyla miras payının devri geçerli ise de, davacının 3. kişi olması karşısında anılan maddeden yararlanılması mümkün olmaz. Her ne kadar davacının babası Hasan hüküm tarihinden sonra ölmüş ise de, her dava açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirileceğine göre davacının bu maddeden yararlanması mümkün olmaz. Bu yönler göz önünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Sonuç: Bir kısım davalıların davayı kabullerine gelince: Taşınmaz iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi bulunduğuna göre bir kısım davalıların davayı kabul etmiş olmaları 3.kişi bakımından hukuki sonuç doğurmaz. İştirak halinde mülkiyette birlikte tasarruf cari olduğuna göre kabul beyanının da 3. kişiye karşı tüm mirasçılar tarafından yapılması gerekir. Aynı şekilde, mirasçılardan birisinin yapmış olduğu temyiz isteğinden diğer mirasçılar da yararlanır. Yukarıdaki sayılan gerekçelere göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Davalı Abdil Kapusuz'un temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 22.500.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 25.06.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy