(3402 S. K. m. 14, 29) (743 S. K. m. 581)
Dava: Ramazan Kanal ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair İncesu Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 21.12.1999 gün ve 240-299 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar 222 ada, 40 ve 75 parsellerin Hazine üzerindeki tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Hazine vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu parsellerin 1997 yılında ölen, davacıların miras bırakanı ve babası Ali Yılmaz'a intikal ettiği ileri sürüldüğüne ve taksim edilmediği açıklandığına, mirasçılık belgesine göre Ali'nin davacılardan başka mirasçılarının bulunduğu da belirlenmiş bulunduğuna ve murisin ölüm tarihine göre terekesi iştirak halinde mülkiyet hükümlerine tabi bulunduğuna göre, davacılar dışında kalan diğer mirasçıların açılmış bulunan davaya muvafakatlarının sağlanması veya yöntemine uygun biçimde muvafakatlarının alınması ya da MK.nun 581. maddesi hükmü uyarınca miras ortaklığına temsilci tayini suretiyle davanın yürütülmesi gerekmektedir. Mahkemece 3402 sayılı Kadastro Kanununun 29/2. maddesi hükmü gözönünde tutularak uyuşmazlığın sona erdirilmiş olması doğru değildir. Anılan hükmün yerel mahkemelerde uygulanma niteliği bulunmamaktadır.
Sonuç: İşin esasına gelince: Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 1964 yılında, 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu hükümleri uyarınca uygulama yapıldığı ve dava konusu parsellerin hükme uyularak açıldığı belirlendiği ve Hazine tarafından savunulduğuna göre, komşu parsellere ait kadastro tutanağı, belirtmelik ve dayanak belgeleri getirtilip yerlerine uygulanması, bu belgelere göre dava konusu taşınmazlar yönünün ne suretle gösterildiğinin belirlenmesine çalışılması gerekir. Bundan ayrı, davada Kadastro Kanununun 14. maddesinde belirtilen hiçbir belgeye dayanılmadığına göre muris Ali ile davada yer almayan diğer mirasçılar bakımından Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı olduğu şekilde miktar araştırmasının yapılması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan bu nedenlerle BOZULMASINA 21.06.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy