(743 S. K. m. 618)
Dava: Davacı Hamza Ayan ile davalı-davacı Kenan Sinek aralarındaki men'i müdahale ve tazminat davasından dolayı; men'i müdahale ve tazminat talebinin reddine, pis suyun engellenmesi için yapılan giderin kabulüne dair Sultanbeyli Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 21.12.2000 gün ve 522/726 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hamza Ayan vekili ile duruşmasız olarak incelenmesi ise, Kenan Sinek vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 19.6.2001 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat Ayşe Eren geldi. Tebligata rağmen başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Hamza vekili, davalının kendi binasına bakan cephesine açtığı pencerelerle yaptığı müdahalenin önlenmesine, bu nedenle kendi binasında meydana gelen l.000.000.000 lira değer kaybı ile davalı taraftan gelen pis su sızıntısını önlemek için yaptığı masraf karşılığı 350.000.000 liranın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı Kenan vekili savunmasında davanın reddine karar verilmesini ve açtığı karşı davasında da davacı Hamza'nın kendi arsasına yaptığı tecavüzün önlenmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece Hamza'nın men'i müdahale davası ile l.000.000.000 lira tazminat isteminin reddine, 350.000.000 liranın davalıdan alınmasına ve davalı Kenan'ın davasının reddine karar verilmesi üzerine hüküm, davacı ile davalı ve karşı davacı vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı Hamza vekili taleplerinin red edilen bölümlerine ilişkin olarak temyiz talebinde bulunmuştur. Tarafların binalarının bulunduğu zemine ilişkin tapu kaydının bulunup bulunmadığı ve bulunduğu takdirde kimin adına tescilli olduğu hususları araştırılmadan taraflara ait olmadığı yolunda gerekçe oluşturulmuştur. Taraflar tapu kaydına dayanmamışlardır. Ancak, taşınmazların bulunduğu yerin imar planı kapsamında kalıp kalmadığı belediyeden sorulmamıştır. İmar planına dahil olduğunun belirlenmesi halinde Belediyeden bu yörede İmar Yönetmeliği uyarınca uygulama yapılıp yapılmadığının sorulması, alınacak cevap dikkate alınarak bu işlerden anlayan bilirkişiler marifetiyle uyuşmazlığın imar planı ve Yönetmeliği açısından incelenmesi gerekir. Her ne kadar davalının binası 4-5 yıl önce yapılarak tamamlanmış ise de, gerek tespit dosyası raporuna gerekse bu dosyada toplanan kanıtlara göre, davaya konu pencerelerin binanın yapımı sırasında değil sonradan açıldığı, davacı tarafın müracaatı üzerine Sultanbeyli Belediye Başkanlığının 21.9.1999 tarihli davalı Kenan Sinek adına gönderilen yazısında bu pencerelerin açılmasının imar Kanununa uygun olmadığı ve kapatılması gerektiğini bildiren yazılarından anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı tarafın bu pencerelerin açılmasına zimnen verdiğinin kabulü mümkün değildir. Gerektiğinde taraf tanıklarından bu pencerelerin açılma tarihinin sorulması ile davacının zımni izin verip vermediği değerlendirilmelidir. Pencere açılmasının davacı tarafın aile mahremiyetini etkilediği ve komşuluk hukukuna ve imar mevzuatına aykırı olduğu kanısına varıldığı takdirde davacının binasındaki değer düşüklüğüne neden olacağı da gözardı edilmemelidir. Davacı Hamza vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmekle kabulü ile hükmün l. maddesinin l. ve 2. fıkralarının BOZULMASINA,
Davalı Kenan vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacının pis su sızıntısının önlenmesi için yaptığını belirttiği masrafların davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bu sızıntının mevcudiyeti gerek eldeki dosyada gerek delil tesbitine ilişkin dosyada belirlenmiştir. Ne var ki davacıya ait bodrumda bu sızıntının önlenmesi için bir masraf yapılıp yapılmadığı ve yapılmış ise yapıldığı tarihte ne kadar masraf gerektirdiği hususları tesbit edilmeden ve delil toplanmadan isteği bağlı kalınarak 350 milyon liranın ödenmesine hükmedilmesi doğru değildir. Davalı Kenan vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmekle hükmün l. maddesinin 3. fıkrasının BOZULMASINA ve Yargıtay duruşmasında vekil ile temsil edilen davacı Hamza yararına takdir olunan 97.500.000 lira vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve 10.000.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 19.06.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy