(3402 S. K. m. 16)
Dava: Hasan Sarı ile Hazine ve dahili davalı İsmail Aktürk aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Ula Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 1.2.2001 gün ve 65/9 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, tapulama çalışmaları sırasında 1259 parsel numarası ile Köy Tüzel Kişiliği adına tespit edildikten sonra tespit dışı bırakılan taşınmaz kapsamında kalan bölümün adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Hazine vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1259 parsele ait tapulama tutanağında;tapuda kaydı bulunmayan çeşme,kuyu ve meydanın 70-80 seneden beri Köy Tüzel Kişiliği tarafından tasarruf edildiğinin muhtar ve bilirkişilerce ifade edilmesi üzerine 26.5.1954 tarihinde Köy Tüzel Kişiliği adına tespit edilmiş, tutanağın baş tarafına tescile tabi olmadığı açıklaması verilmiştir. Davacı, dava konusu edilen taşınmaz bölümünün eskiden beri zilyedlik ve tasarrufu altında bulunduğunu ileri sürerek tescil isteğinde bulunmuş,yerel bilirkişi ve tanık; çeşme ve kuyunun dava konusu yerin dışında yer aldığını,davacının 20 yıldan fazla süre ile eklemeli zilyed olduğunu bildirmeleri üzerine mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: Bir yerin özel mülkiyet şeklinde tapuya tesciline karar verilebilmesi için Yasada belirtilen diğer koşullar yanında taşınmazın niteliği itibariyle kazanılmaya ve tescile müsait yerlerden olması gerekir. Tutanaktaki açıklamalar ve keşif tutanağındaki bilgilere göre, taşınmazın köy meydanı olup, üzerinde çeşme ve kuyu bulunmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesinin A fıkrası hükmüne göre çeşme ve meydan, kuyular hizmet mallarından olup, ilgisi bakımından İl, Belediye, Köy veya mahalli idare birlikleri Tüzel Kişiliği adlarına tespit olunur ve özel siciline kaydolonur. Somut olayda; tespit tarihinde yürürlükte bulunan Yasa hükümleri gözönünde tutularak taşınmazın Köy Küzel Kişiliğine ait hizmet malları arasında yer aldığı açıklanmak suretiyle tespit dışı bırakılmıştır. Böyle bir yerin kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün bulunmamaktadır. Her ne kadar yerel bilirkişi ve tanıklar kuyu ve çeşmenin dava konusu taşınmazın güneyinde yer aldığını açıklamışlar ise de, tescil konusu taşınmazın köy meydanı, çeşme ve kuyudan yararlanmak için kullanılan alan içerisinde kaldığı anlaşılmaktadır. Taşınmazın açıklanan niteliği gözönünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 02.07.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy