(743 S. K. m. 639)
Dava: Ahmet Ş. ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Gümüşhane Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 6.4.2001 gün ve 171-62 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar vekili, uyuşmazlık konusu 424 ada, 154 parsel sayılı taşınmazın güney kısmındaki 3000 m2'lik kısmına, müvekkillerinin 3.12.1966 tarih, 1 sıra nolu tapu ile satın aldıkları dava dışı taşınmaz ile bir bütün olarak eklemeli zilyet olduklarını, kazandırıcı zamanaşımı hukuki nedenine dayanarak müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiş, davalı Hazine vekili cevabında; Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, 10 yıldan beri tarım yapılmadığını belirterek reddini savunmuş mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya konu 154 parsel sayılı taşınmaz, 26.12.1991 tarihinde yapılan kadastro çalışmasında; 22.2.1988 tarih, 4 nolu tapu kaydının revizyonu sonucu arsa vasfı ile Hazine adına tespit edilmiştir. Söz konusu revizyon tapu kaydının dosya içindeki tedavüllerinin incelenmesinde, istimlak, tevhit ve ifraz ile oluştuğu anlaşılmaktadır. Davaya konu taşınmaz ve bitişiğindeki dava dışı 152, 153 ve 155 parsel nolu taşınmazlara uygulanan revizyon Hazine tapu kayıtları aynı kök tapudan ifraz görmüş olup uygulanan tapuların toplam miktarı 13.635 m2'dir. Anılan revizyon kayıtları nedeniyle Hazine adına tespit edilen 152, 153, 155 ve davalı 154 parsellerin toplam yüzölçümü ise 15.768 m2'dir. Yani uygulanan tapulardan daha fazla yer Hazine adına tespit edilmiştir. Nitekim mahkemece yapılan keşif sonrasında alınan fen bilirkişisi Fevzi Kemal Yalçın'ın tanzim ettiği 18.7.2000 tarihli raporda da; davalı taşınmaz kısmının istimlak alanı dışında kaldığını belirtmekle bunu doğrulamıştır. Yukarıda belirtilen bilgi ve belgelerin ışığında dava konusu yapılan taşınmaz kısmının revizyon Hazine tapusu kapsamında kalmadığı sabit olmuştur. Oluşan bu duruma göre; MK.nun 639.maddesindeki yasal koşulların davacılar lehine gerçekleşmesi halinde, davacılar adına tesciline karar verilmesi gerekecektir. Davaya konu taşınmaz, il merkezinde ve çok katlı konutların arasında arsa vasfındaki taşınmazdır. Bitişikte kamulaştırılmanın ve konutlaşmanın yapıldığı 1982 tarihine kadar 40 yılın üstünde eklemeli tarım arazisi olarak kullanıldığı yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile sabittir. Komşu taşınmazlarda 1982 tarihinde konut yapılması üzerine davalı taşınmazın tarım arazisi olarak kullanılma olanağı kalmamıştır. Günün olağan hayat şartlarına göre de böyle bir yerde arsa vasfındaki taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyetin yapılmaması normaldir. Yine dosya içerisindeki yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına göre; davacılar, taşınmazdaki zilyetliklerini kesmemiş, sahiplenme düşüncesi ve eylemi içinde olmuşlar, bu aradada otunu biçerek hayvanlarına yiyecek yapmak suretiyle tasarruf etmişlerdir. Oluşan bu duruma göre davacıların zilyetliğinin terki söz konusu değildir. Bilhassa davacılar lehine iktisabi zamanaşımının koşulları oluşmuştur. Açıklanan nedenlerle yerel mahkemenin ret gerekçeleri usul ve Yasaya uygun görülmediğinden, davacılar vekilinin temyiz talebinin kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 4.920.000.-lira peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine 9.10.2001 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre, yerel mahkemenin ret kararı doğrudur. Hükmün onanması düşüncesindeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy