(3402 S. K. m. 17) (1086 S. K. m. 440, 442)
Dava: Ali Çakır ile Hazine, Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Örencik Köyü Muhtarlığı aralarındaki dava hakkında Ankara-Gölbaşı Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 20.05.1999 tarih ve 283-187 sayılı hükmün Dairenin 16.04.2001 gün ve 2642-3084 sayılı ilamiyle bozulmasına karar verilmişti. Hazine vekili ile Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili taraflarından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı tarafından Hazine ve Örencik Köyü Tüzel Kişiliği aleyhine açılan tescil davasının reddine ilişkin hüküm Dairece bozulmuştu. Hazine vekili ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili tarafından verilen 24.05.2000 günlü düzeltme dilekçesi ile bozma kararının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün onanmasını istemiştir.
Davacı, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan taşınmazın üzerine ev ve samanlık yaptığını, 30 yıldan fazla bir zamandan beri tasarrufta bulunduğunu ileri sürerek tescil isteğinde bulunmuştur. Yerel bilirkişi ve tanıklar, taşınmazın bir bölümü üzerine davacının ev ve samanlık yaptığını, diğer bölümünün müştemilat olarak kullanıldığını bildirmiş, ziraatçı uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 22.01.1996 günlü raporda taşınmaz üzerinde zirai faaliyette bulunulmadığı açıklanmıştır. Mahkemece taşınmazın mer'a olarak tespit dışı bırakıldığı, böyle bir yerin kazanılamayacağı görüşünden hareketle davanın reddine karar verilmiştir. Dairece, bir yerin mer'a olarak tespit dışı bırakılması veya sınırlandırılmış olması o taşınmazın öncesi itibariyle mer'a anlamına gelemeyeceği, kadim veya tahsisli mer'a olup olmadığının araştırılması ve bu yerde 4753 sayılı Kanun hükümleri uyarınca uygulama yapılıp yapılmadığının gereğine işaret edilmek suretiyle bozma sevk edilmiştir.
Kadastro Müdürlüğü'nün karşılık yazısında, dava konusu yer ve çevresi 1952 yılında mer'a niteliğiyle tespit dışı bırakılmıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16. maddesi hükmüne göre; mer'alar sınırlandırmaya tabidir. Mer'anın tespit dışı bırakılması bu bakımdan isabetli olmamıştır. Somut olayda; davacı, imar ve ihya olgusuna dayanmadığı gibi yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesi itibariyle ekilemez bir arazi olduğunu, üzerinde tarımsal faaliyette bulunulmadığını bildirmişler ve ziraatçi uzman bilirkişide bu yolda görüş bildirmiştir. Açıklandığı üzere, taşınmaz kültür arazisi olarak tasarruf edilen bir yer değildir. Taşınmazın üzerine ev ve samanlık yapılması 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi hükmü karşısında ihya sayılmaz. Ayrıca, taşınmazın boş alanlarının müştemilat olarak kullanılması da iktisap bakımındın bir değer taşımaz. Her ne kadar bozmada değinilen ilke doğru ise de, taşınmazın belirlenen niteliği ve kullanım şekli göz önünde tutulduğunda bozma dayanıksız kalmıştır. Açıklanan gerekçeler karşısında sonuç itibariyle doğru olan hükmün onanması gerekirken bozulmuş olması somut olayın mahiyetine ve Yasaya uygun düşmemektedir. Hazine vekilinin ve Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekilinin karar düzeltme isteği yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden Dairenin 16.04.2001 gün ve 2642/3084 esas ve karar sayılı bozma kararının kaldırılmasına, sonucu itibariyle doğru olan hükmün ONANMASINA ve onama nedeniyle aşağıda dökümü yazılı davacıya ait 3.240.000.-lira peşin harcın onama harcına mahsubuna ve 6.610.000.-lira peşin harcın istek halinde Belediye Başkanlığına iadesine 04.10.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy