(1086 S. K. m. 186, 280, 363, 365) (743 S. K. m. 931)
Dava: Ali Söylemez mirasçıları İsmet Söylemez ve müşterekleri ile Hazine ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığı aralarındaki dava hakkında Tunceli Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 23.03.2000 tarih ve 89-32 sayılı hükmün Dairenin 14.11.2000 gün ve 8755-8593 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Davacılar vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının reddine ilişkin hüküm davacılar vekilinin temyizi üzerine Dairece onanmıştı. Davacılar vekili tarafından bu kez verilen karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün bozulmasını istemiştir.
Davacılar, dava konusu taşınmaz bölümünün 40 yıldan bu yana kendileri ve murisleri tarafından kültür arazisi olarak tasarruf edildiğini, daha sonra Hazine adına tapuya tescil edildiğini ileri sürerek bu yere ait tapu kaydının iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Yerel bilirkişi ve tanıklar, davacılar ve murislerinin taşınmazın tapuya tescil tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile ekonomik amaca uygun olarak tasarrufta bulunduğunu bildirmişler, keşif yerinde dinlenen ziraatçi uzman bilirkişiler taşınmazın kültür arazisi, ormancı bilirkişi orman sayılmayan yerlerden olduğunu bildirmişlerdir. Mahkemece tüm bu incelemelere rağmen dosya İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmek suretiyle dosya üzerinde yapılan incelemeye dayanılarak alınan bilirkişi kurulunun raporu gözönünde tutularak taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan ana taşınmaz, idari yoldan 03.10.1984 tarihinde Hazine adına tapuya tescil edilmiş, aynı tarih ve 1 numaralı tapu kaydı ile sicil oluşmuştur. Bu tarihten sonra 16.05.1986 tarihinde yapılan kadastroda yukarıda tarihi ve numarası yazılı tapu kaydına dayanılarak 104 ada, 33 parsel numarası ile Hazine adına tespit edilmiş ve tespit 12.03.1993 tarihinde kesinleşmek suretiyle tapuya tescil edilmiştir. Ana taşınmaz yönünden açılan dava dosyaları gözönünde tutularak 33 parsel, 104 ada 62 parsel; 62 parselde hükmen ifrazlar sonucu 66 ve 67 parsellere dönüşmüş, yapılan keşif ve incelemeye göre dava konusu edilen taşınmaz bölümünün 104 ada, 66 parsel kapsamında kaldığı belirlenmiştir. Dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan parsel 12.04.1994 tarihinde Hazinenin satışı ile Belediye, 13.06.1995 tarihindeki Belediyenin satışı ile de Toplu Konut İdaresine geçmiş, HUMK.nun 186. maddesi gözönünde tutularak dava yeni malike yöneltilmek suretiyle yargılama yürütülmüş ve sonuçlandırılmıştır. Bu tür uyuşmazlıklarda kazanmayı sağlayan zilyetliğin taşınmazın ilk defa tapuya bağlandığı tarihten itibaren hesap edilmesi gerekir. Az öncede açıklandığı üzere; taşınmaz başında yapılan keşiflerde dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar, davacılar ve murislerinin 40 yıldan fazla süre ile tasarrufta bulunduğunu bildirmişlerdir. 25.08.1995 tarihinde yapılan keşifte dinlenen ziraatçi uzman bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, taşınmazın kültür arazisi niteliğinde bulunduğu gerekçeli olarak açıklanmıştır. 20.09.1995 tarihinde yapılan ikinci keşifte dinlenen aynı ziraatçi uzman bilirkişi, taşınmazın bir bölümünün yeni sürülen arazi olduğunu, diğer kısımlarının sürülmeyen ağaçlık ve çalılık alanlardan ibaret olduğunu açıklamıştır. 20 gün ara ile aynı kişi tarafından düzenlenen 2 rapor arasında taşınmazın niteliği bakımından ortaya çıkan çelişki gözönünde tutularak 11.03.1998 tarihinde 3.defa ziraatçi ve ormancı bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılmış, ziraatçi bilirkişi Hanifi Koçak tarafından düzenlenen raporda; 25.08.1995 günlü keşifte dinlenen bilirkişi raporunu doğrulayan ve aynı gerekçelerle taşınmazın 3. sınıf kültür arazisi niteliğinde, ormancı bilirkişi, memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planına göre dava konusu taşınmazın orman sayılmayan, açık arazi bölümünde yer aldığını açıklamıştır. 25.08.1995 ve 11.03.1998 tarihinde yapılan keşiflerde dinlenen ziraatçi ve ormancı bilirkişi raporlarına göre; dava konusu taşınmaz bölümü kültür arazisi niteliğindedir. Kazanma koşulları bakımından da yerel bilirkişi ve tanık sözleri, davacının ve murislerinin bu yeri ekonomik amaca uygun olarak tasarrufta bulunduğu belirlenmiş olmasına rağmen mahkemece taşınmazın niteliğinin belirlenmesi bakımından talimat yoluyla yapılan inceleme ve sonucunda alınan 05.10.1999 günlü raporda; dava konusu taşınmaz bölümünün öncesi itibariyle kısmen orman ve kısmen taşlık, çalılık ve ormandan açılarak kazanıldığı, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu açıklanmıştır. Mahkemece talimat üzerine alınan bilirkişi kurulu raporundaki bilgiler gözönünde tutularak davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: Davacıların iddia ve ileri sürmüş oldukları olgulara göre; taşınmazın niteliğinin uzman bilirkişiler aracılığıyla yerinde belirlenmesi gerekmektedir. Bu yön gözönünde tutularak mahkemece yerinde 3 defa bilirkişilerin beyanlarına başvurulmak suretiyle rapor alınmıştır. Yapılan bu işlemler usul Yasasına uygundur. Uyuşmazlık taşınmaza ilişkin bulunduğuna göre; yerel bilirkişi, tanıklar ve uzman bilirkişilerin taşınmaz başında dinlenilmek suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerekir. HUMK.nun 280, 363 ve 365. maddelerindeki düzenlemeler karşısında, taşınmazın niteliğini belirleyecek bilirkişilerin taşınmazın başında dinlenilmeleri gerekmektedir. Mahkemece talimat yoluyla dosya üzerinde inceleme yapılmak suretiyle rapor alınmış olması doğru olmadığı gibi, böyle bir rapora dayanılarak hüküm kurulamaz. Taşınmazın bulunduğu yerde orman sınırlandırması yapılmamış olmakla beraber taşınmazın bu bölümünün orman sayılmayan yerlerden olduğu, ormancı uzman bilirkişi tarafından gerekçeli olarak açıklandığına, hali arazi niteliği ile Hazine adına tapuya tescil edilen bu yerin tapudaki satış ve devirlerle en son Toplu Konut İdaresine intikal ettiği gözönünde tutulduğunda, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu sonucuna ulaşmak gerekir. Tüm bu açıklamalar karşısında, mahkemenin taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesi Yasaya uygun düşmemektedir. Toplanan deliller ve dosya kapsamına göre; dava konusu taşınmazın davacılar tarafından kazanıldığı kanıtlanmış bulunduğuna, eldeki bu dava derdest bulunduğu dönemde davalı İdare satın almış olup, MK.nun 931. maddesine göre iyi niyetli sayılmayacağına göre, imar durumu da gözönünde tutularak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması Yasaya aykırıdır. Hükmün bu sebeple bozulması gerekirken Dairece yanlışa düşülerek onanmış olup, davacıların karar düzeltme isteği yerinde görüldüğünden kabulü ile Dairenin 14.11.2000 gün ve 8755/8593 esas ve karar sayılı onama kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün belirtilen nedenlerle BOZULMASINA ve 6.320.000.-lira peşin harcın istek halinde davacılara iadesine 22.02.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy