(743 S. K. m. 639) (3402 S. K. m. 4) (1086 S. K. m. 259, 265)
Dava: Rıza K., Abdullah K. ve Hüseyin K. ile Hazine, Gökçeli Köyü Muhtarlığı ve Karayolları Genel Müdürlüğü aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Bingöl Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 3.7.2001 gün ve 222-397 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, dava konusu 122 ada, 1 nolu parselin kadastro çalışmaları sırasında mer'a olarak sınırlandırıldığını bildirmişler, mera olarak yapılan sınırlandırılmanın iptali ile 1/3 oranında adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişler, davalı Hazine Temsilcisi taşınmazın köyün ortak malı olduğunu bildirerek davanın reddini savunmuş, mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiştir.
Dava, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı MK.nun 639 ve 3402 sayılı Yasanın 14.maddesi uyarınca açılan mer'a sınırlandırılmasının iptali ile adlarına tesciline karar verilmesi isteğine ilişkindir. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Taşınmazın başında dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıkları Eşref G. ve Zeki K., dava konusu taşınmazın davacıların babasından kendilerine intikal ettiğini, babaları ve kendileri tarafından ot biçerek çayır niteliği ile tasarrufta bulunduklarını, mer'ayla ilgisinin bulunmadığını açıklamışlar, 2.11.2000 tarihli yargılama oturumunda dinlenen Hazine tanıkları ise taşınmazın bulunduğu köy halkından olup 122 ada, 1 nolu parselin hiç kimsenin tasarrufunda olmadığını, Gökçeli Köyü'ne ait mer'a olduğunu açıklamışlardır. Hazine tanıklarının yargılama oturumunda dinlenmesi, usule aykırı olup HUMK.nun 259.maddesi gereğince taşınmazın başında dinlenmeleri gerekir. Ayrıca, Yargıtayın kararlılık kazanan uygulamasına göre; mer'a ve kamunun hizmetine sunulan benzeri yerler açısından tanıkların ve bilirkişilerin mer'adan yararlanamayan komşu köyler halkından seçilerek taşınmazın başında dinlenmeleri öngörür. Kabule yörede HUMK.nun 265.maddesi uyarınca tanık beyanları arasındaki çelişkide giderilmemiştir. Diğer yandan, dava dosyası içine konulan Bingöl Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/493 ve 2000/63 karar sayılı dosya içinde bulunan ve Kadastro Müdürlüğünden gelin 29.9.1998 tarihli paftaya göre; 122 ada, 1 nolu parselin çevresinde yer alan 121 ada 2, 5, 4, 3, 6; 110 ada 8, 4, 5 nolu parsellerin kadastro tutanakları ile varsa dayanağı belgelerin getirtilerek keşif mahallinde uygulanmadığı saptanmıştır. Bu bakımdan mahkemece yapılacak iş; Hazinenin komşu köyler halkından tanıklarını bildirmeleri konusunda kendilerine süre ve olanak tanınması, yukarıda belirtilen 122 ada, 1nolu parselin çevresinde yer alan parsellere ait kadastro tutanak ve varsa dayanağı belgelerin bulundukları yerlerden getirtilerek dosya arasına konulması, yerel, uzman ve teknik bilirkişiler aracılığıyla keşif mahallinde uygulanması, Hazine tanıklarının HUMK.nun 259.maddesi gereğince taşınmazın başında dinlenilmesi, komşu parsellere ait dayanak kayıtları dava konusu taşınmaz yönünün ne şekilde gösterildiğinin açıklığa kavuşturulması, teknik bilirkişiler aracılığıyla hazırlanacak krokiye işaretlenmesi, kadim mer'a olgusu üzerinde durulması, dava konusu parsel ve çevresi birlikte incelenerek niteliğinin belirlenmesi, taşınmazın çevresinde kısmen dere bulunduğuna göre gerekirse jeolog bilirkişi dinlenmesi, diğer yönden mahallinde çekilip dosya arasına konulan fotoğraflara göre taşınmazın çevresinde meşe türü orman bitki örtüsünün yer aldığı görüldüğüne göre; taşınmazın bulunduğu bölgede orman sınırlandırılmasının yapılıp yapılmadığının Orman Bölge Şefliğinden sorulması, sınırlandırma yapılmış ise buna ilişkin harita tutanak ve belgelerin getirtilerek dosya arasına konulması ve buna göre orman incelemesinin yapılması, orman sınırlandırılması yapılmamış ise bu taktirde orman amanejman haritası, memleket haritası ve hava fotoğraflarının Orman İdaresinden getirtilmesi, ondan sonra uzman orman bilirkişi vasıtasıyla keşif mahallinde zemine uygulanması, taşınmazın böylece orman sayılan yerlerden olup olmadığı konusunda bilirkişiden rapor alınması gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuş olması usul ve Yasaya aykırı olup, davacıların temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile yerel mahkeme hükmünün oyçokluğuyla BOZULMASINA ve 3.240.000.-lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 1.11.2001 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy