(1086 S. K. m. 337) (4721 S. K. m. 6)
Dava: Fatma Erdoğan ve müşterekleri ile Yeter Alabuğa ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Göynücek Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 12.10.1998 gün ve 132/102 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 23.1.2001 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalılar vekili Avukat Ender Tan geldi. Tebligata rağmen başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar dava konusu taşınmazların davalılarla ortak murislerinden intikal etmesine rağmen tapuya davalılar adına tescil edildiğini belirterek miras payları oranında tapuların iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Davalılar davanın reddini savunmuşlar,mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar miras payları oranında tapu iptali ve tescili talebinde bulunmuşlardır. Davalılardan Yeter, duruşmadaki beyanı ile davanın reddini talep etmiş, 24.2.1998 tarihli dilekçesi ile de tanıklarını bildirerek rızai taksim savunmasında bulunmuştur. Daha sonra diğer davalılardan Gülşen ve Fatma ile birlikte vekil aracılığı ile davalarını takip etmişlerdir. Her ne kadar davalılar vekili,davalı Ahmet Alabuğa'nın vekili gibi hareket etmiş ise de dosya içerisinde Ahmet Alabuğa'dan alınmış bir vekalet bulunmamaktadır. Vekalet sözleşmesi bulunmadığı takdirde davalılar vekilinin davalı Ahmet adına vekillik görevini yürütmesi mümkün değildir. Bir kısım davalılar vekili 29.6.1998 tarihli dilekçesi ile 5 kişilik tanık listesi sunmuş,tanıklarından sorulmasını istediği hususları açıklamış ancak bu isteği mahkemenin 29.6.1998 tarihli oturumundaki ara kararı ile savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı kapsamında olduğu ve karşı tarafın muvafakatı bulunmadığı gerekçesi ile reddedilmiştir. Bunun üzerine bir kısım davalılar vekili yemin teklifini içeren 7.9.1998 tarihli dilekçesini vermiş, bu talebi de usul ve Yasaya uygun bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. H.U.M.K.na göre dava dilekçesinin tebliği üzerine davalı tarafın,tanınan süre veya Yasal süre içinde cevap vermesi zorunludur. Davalı taraf süresinde bu hususu yerine getirmediği takdirde,dava dilekçesindeki tüm maddi olayları ve davayı inkar etmiş sayılır. Ancak bu inkar,davalı tarafın delil bildirme ve savunmasını kanıtlama hakkını elinden almaz. Mahkemece davalı tarafa delillerini hasretmesi için bir mehil de verilmiş değildir. Davalı Yeter 24.2.1998 tarihli dilekçesi ile tanıkların bildirmiştir. Sonradan davayı takip eden vekilin verdiği tanık listesi, Yeter için ikinci bir tanık listesi olarak değerlendirilebilir ise de, diğer davalılar Fatma ve Gülşen için ilk tanık listesidir. Bu tanıkların usulüne uygun olarak çağrılıp dinlenilmesi gerekir. Davalılar vekili delillerini hasrettiğini bildirmediğine göre, diğer delillerle kanıtlayamadığı hususlar için yemin teklifinde de bulunabilir. Ne var ki, öncelikle tanık ve belgeye dayanan delillerin toplanması gerekir. 35 ada 25 parselin öncesinin tapulu olduğu iddia edilmesine ve tapunun tarih ve numarası davalılar vekilince mahkemeye bildirilmesine rağmen bu kayıtlar getirilerek yerinde uygulanmamış, kapsamı üzerinde durulmamıştır.
İspat yükümlülüğüne ilişkin mahkeme gerekçesinde de isabet bulunmamaktadır. Doğal olan, murislerin ölümünden sonra terekesinin iştirak halinde mirasçılarına intikal etmesidir. Bunun aksini ise, iddia edenin veya savunanın kanıtlaması gerekir. Bu durumda taksim savunmasında bulunan davalı taraf taksim veya bağış gibi terekeyi iştirak halinden çıkararak kendilerine intikalini sağlayan olayları kanıtlamalıdır. Bundan ayrı diğer delillerle kanıtlanamayan bir davanın son olarak yemin yolu ile kanıtlanması da usulün tanıdığı bir haktır. O halde mahkemece yapılacak iş;bir kısım davalılar vekilinden, davalı Ahmet Alabuğa'nın vekaletinin istenmesi,bundan sonra bildirdiği tanıkların taşınmaz başında dinlenilmeleri, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından nizalı parsellerin öncesinin kime ait olup, kimden kime nasıl intikal ettiği, murislerden intikal ettiğinin tesbiti halinde terekenin usul ve Yasaya uygun şekilde taksim edilip edilmediği, edildi ise kime hangi taşınmazların kaldığı sorulmalı, gerekirse tüm mirasçılar adına bu yolla tescil edilmiş taşınmazlara ait tutanak ve dayanağı belgeler getirtilerek yerinde incelenmeli, kadastro tesbiti öncesinde tapulu olduğu ileri sürülen taşınmazın tapu kapsamında kalıp kalmadığı hususları etraflıca sorulmalı, çelişki çıktığı takdirde giderilmeye çalışılmalı, davalı tarafın talebi halinde H.U.M.K.nun 337. maddesi uyarınca çıkarılacak meşruhatlı yemin davetiyesi ile davacılara yemin verilmesi ve tüm deliller toplandıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesinden ibarettir.
Sonuç: Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması isabetsiz, bir kısım davalılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün açıklana nedenlerle BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında bir kısım davalılar vekil ile temsil edildiklerinden takdir edilen 97.500.000 lira vekalet ücretinin davacılardan alınarak vekil ile temsil olunan davalılara verilmesine ve 31.900.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 23.01.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy