(3402 S. K. m. 14)
Dava: Kamil Akyol ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Sarıkaya Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 12.6.2000 gün ve 262/181 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, uyuşmazlık konusu parselin tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Hazine vekili davanın reddine karar verilmesini savunmuş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı tespitten önceki kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Hazineye karşı açılan bu tür davalarda bu iddianın Hazineye karşı kanıtlanması gerekir. Zilyetlik olayları maddi olaylardan sayıldığından yerel bilirkişi tanık v.b.delillerle kanıtlanması gerekir. Yerel bilirkişi, tespitten önceki kazanmayı sağlayan zilyetliği nakletmiştir. Mahkemece verilen kesin süreye rağmen davacı tanıklarını liste halinde mahkemeye vermemiş, anılan sürenin kaçırılmasından sonra hazır bulundurduğu tanıkları dinletmiştir. Mahkemece, yerel bilirkişi ve tanık sözlerine dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı, mahkemece verilen kesin süreye rağmen tanıklarını bildirmediğine göre olayda artık tanık dinlenme hakkı düşmüştür. Kesin sürenin kaçırılmasından sonra keşif yerinde hazır bulundurulan ve dinlenilen tanık sözlerine dayanılarak hüküm kurulamaz.3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre; kazanmayı sağlayan zilyetlik yerel bilirkişi sözleriyle de kanıtlanabilir. Bu durumda yerel bilirkişi sözlerinin tespitten önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik bakımından yeterli olup olmadığının göz önünde tutulması gerekir. Yerel bilirkişi sözlerine göre, tespitten önceki kazanma koşulları kanıtlanmış bulunduğuna göre, tanıkların süresinde gösterilmemiş olması ve kesin sürenin kaçınılmasından sonra gösterilen tanıkların dinlenilmiş olması uyuşmazlığın çözümünde sonuca etkili görülmemiştir.
Sonuç: Dosya kapsamına göre taşınmazın kıraç arazi olması nedeniyle 3083 sayılı Yasaya ve taksimi tarihinden itibaren davacının 20 yıllık bağımsız zilyetliği kanıtlandığından babası açısından 3402 Sayılı Kanunun 14. maddesi yönünden inceleme yapılmasına gerek bulunmadığı gibi, taşınmazın tarım arazisi olduğu açık bulunduğuna göre, ziraai bilirkişinin dinlenmemiş bulunması da sonuca etkili bulunmamaktadır. Bu nedenlerle Hazine vekilinin özel temyiz sebebi yaptığı bu husus bozma sebebi sayılmamıştır. Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve Yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve 2588 Sayılı Kanunla eklenen 492 sayılı Harçlar Kanununun 13/İ maddesi uyarınca Hazineden harç alınmasına mahal olmadığına, 01.11.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy