(3402 S. K. m. 14) (3083 S. K. m. 1)
Dava: Hüseyin Toy, Arif Alican, müdahil davacılar Mustafa Aktay ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Dicle Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 24.4.2001 gün ve 273/237 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine Temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar 101 ada,10 ve 11 parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine Temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı Hazine Temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Bu tür uyuşmazlıklarda kazanmayı sağlayan zilyetliğin Hazineye karşı kanıtlanması gerekir. Davada, tanık dinlenmeden hüküm kurulmuştur. Yerel bilirkişilerin sözleri tespitten önceki kazanma koşulları yönünden yeterli değildir. Davada davacılar tanık deliline dayanmış bulunduklarına göre kendilerinden tanıklarını liste halinde verilmek üzere süre ve imkan tanınması, gösterecekleri tanıkların taşınmaz başında dinlenilmesi gerekmektedir. Her iki parselin kuzeyinde Dicle Nehri akmaktadır. Jeolog bilirkişi tarafından düzenlenen raporda; taşınmazların, Dicle Nehrinin aktif yatağı ve etkisi altında kalan yerler olmadığını bildirmiş ise de, bu yerde Kıyı Kanunları uyarınca, kıyı haritası düzenlenip düzenlenmediği, düzenlenmiş ise ona ait belgeler getirtilip jeolog bilirkişi aracılığıyla yerlerine uygulanmadan hüküm kurulmuş olması da doğru görülmemiştir. Ayrıca, davacı 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde yazılı hiçbir belgeye dayanmadığına göre, aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden davacılar ve satıcıları adına 27.6.1972 tarihinden sonra tespit ve tescil edilmiş taşınmazlar bulunup bulunmadığının Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden, aynı sebebe dayanılarak dava açılıp açılmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulması, mevcutsa bunlara ait kadastro tutanağı ve dayanak belgelerin getirtilip dosya arasına konulması, ayrıca taşınmazların 3083 sayılı Kanun hükümleri uyarınca sulu veya kuru nitelikte bulunan yerlerden olup olmadığının o yer Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden sorulması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Davalı Hazine Temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07.12.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy