(3402 S. K. m. 15)
Erol Ecemiş ile Zeki Ecemiş ve müşterekleri, dahili davalı Erkun Ecemiş aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Çamardı Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 8.7.1997 gün ve 76/62 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Zeki Ecemiş vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Davacı; 152 ada, 17 ve 152 ada, 34 parsellerin davalı Zeki, Hidayet, Ertan ve Erkun adına bulunan kayıtlarının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Zeki davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Diğer davalılar yargılama oturumlarına katılmamışlardır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı Zeki Ecemiş tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu parsellere ait kadastro tutanaklarında belgesizden 5/10 payın Zeki oğlu Hikmet Ecemiş, birer pay itibariyle geriye kalan payların davacıyla davalılar adına tespitine karar verilmiş ve bu tespite dayanılarak sicil oluşturulmuştur. Her iki parsele ait tespit 2.5.1989 tarihinde yapılmış olup, 28.l.1993 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı, taşınmazın yarı payının ortak miras bırakan Hacı Abdullah'tan geldiğini, 1996 yılında yapılan taksimde her iki parselde davalılar adına tespit edilen paylara ilişkin bölümlerin kendisine isabet ettiğini ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece tanık sözleri göz önünde tutularak taksime değer verilmiş, davalılar adına yazılı bulunan paylara ilişkin kayıtlar iptal edilerek davacı adına tescil edilmiştir.
Davaya dahil edilen Hikmet Ecemiş'in payı bakımından herhangi bir dava mevcut bulunmadığına göre, adı geçenin davaya dahil edilmesi doğru olmadığı gibi, müşterek mülkiyet şeklinde tapuda kayıtlı bulunan bu yerin ifraz edilerek belirtilen şekilde yarısının müşterek maliklerden Hikmet, diğer yarısının davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş olması doğru değildir. Bundan ayrı, dava konusu paylar davacı ve davalılara miras yolu ile intikal etmiş olup, taksim bulunmamakla beraber tespit müşterek mülkiyet şeklinde yapılmış ve itiraz edilmeksizin kesinleşmiş bulunmaktadır. Bu belirleme karşısında taşınmazın taraflar arasında iştirak mülkiyet hükümlerine tabi olduğu kabul edilemez. Taşınmazlar, müşterek mülkiyet şeklinde tespit ve tescil edildiğine göre, taksim ve ifrazın Eşya Hukuku hükümlerine göre yapılması gerekir. Taşınmazın tapuya bağlanmış olması karşısında olaya 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 15. maddesi hükmünün uygulanması da mümkün olmaz. Taşınmazın tapuya tescilinden sonra müşterek malikler arasında yapılan taksime değer verilmek suretiyle davalılara ait payların davacıya isabet ettiği yolundaki kabul doğru değil ise de, hükmü davalılardan sadece Zeki Ecemiş temyiz etmiş olup, diğerlerinin payları bakımından hüküm kesinleşmiş bulunmaktadır. Bu durumda, hükmü temyiz eden Zeki'nin payı bakımından ancak bozma sevkedilebilir. Davalı Zeki'nin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile davalı Zeki'ye ilişkin hüküm bölümünün BOZULMASINA ve 38.000.000 lira peşin istek halinde temyiz edene iadesine 03.12.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy