(3402 S. K. m. 17) (743 S. K. m. 639)
Dava: Mehmet Deveci ve müşterekleri ile Hazine ve Fatih Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Malatya 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 06.09.2001 gün ve 670-364 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava konusu taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Dava, MK.nun 639/1. maddesi hükmü uyarınca tapuya tescil isteğine ilişkindir. Bu tür davalarda kazanma koşullarının Hazineye karşı kanıtlanması ve anılan maddedeki koşulların yerine getirilmesi gerekir. Taşınmazın batısından petrol boru hattının geçtiği açıklandığına göre MK.nun 639/3. maddesi hükmü uyarınca davanın Botaş Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi, bu yere ait mevcutsa kamulaştırma belgesi ve haritasının getirtilip dosya arasına konulması, yargılamaya geldiği takdirde savunma ve delillerinin sorulması gerekmektedir. İşin esasına gelince: Dava konusu taşınmaz 1960 yılında taşlık niteliğiyle tespit dışı bırakılan bir yerdir. Bu tür bir yer, ancak 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesi hükmü uyarınca imar ve ihya edildiği takdirde kazanılabilir. Yerel bilirkişi ve tanıklar, ihya hakkında açıklamada bulunmamışlardır. Dava konusu taşınmazın kuzeyinde yer alan davacıya ait 108 parsel, 65 parselden ifrazen oluşmuştur. 65 parsel, 16.02.1951 gün ve 553 numaralı tapu kaydına dayanılarak tespit edilmiştir. Bu kayıt getirtilmediği gibi, Botaş boru hattının batısındaki yerlerin nasıl tespit edildiği de belirlenmemiştir. Dosyadaki belgelere göre; taşınmazın bulunduğu yerde 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu hükümleri uyarınca işlem yapıldığı anlaşılmaktadır. Tescil konusu taşınmazın bu çalışmalar sırasında nasıl belirtildiği de araştırılmamıştır. Tüm bu yönler gözönünde tutularak yerel ve teknik bilirkişiler aracılığıyla dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, bu yerin ihya edilip edilmediğinin kendilerinden sorulması, ihya koşullarının araştırılıp belirlenmesi, boru hattı ve komşu parsellere ait belgelerin yerel ve teknik bilirkişiler aracılığıyla yerlerine uygulanması, Toprak Komisyonunca düzenlenen bu bölgeye ait birleşik paftanın getirtilerek taşınmazın bu çalışmalar sırasında nasıl değerlendirildiğinin nazara alınması, ayrıca ziraatçı uzman bilirkişi Fatma Bozkır tarafından düzenlenen 05.07.1999 günlü raporda taşınmazın mer'a vasfını kaybettiği açıklandığına göre, bu yerin öncesinin mer'a olup olmadığı, mer'a ise böyle bir yerin süresi neye ulaşırsa ulaşsın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilemeyeceğinin gözönünde tutulması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 24.12.2001 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy