(3402 S. K. m. 14) (3083 S. K. m. 3)
Dava: Atila Yalçın ile Hazine ve Aşağı Yurtçu Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Ankara 23. Asliye Hukuk Hakimliği'nden verilen 26.12.2001 gün ve 775-761 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı 3 parça taşınmazın adına tapuya tescil edilmesini istemiştir.
Davalılardan Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, toplam 47,208 m2 yüzölçümündeki taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesi üzerine hüküm davalılardan Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan incelen ve araştırma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Paftaya göre dava konusu taşınmazların 1956 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında ekilemez arazi niteliğiyle tespit dışı bırakıldığı anlaşılmaktadır. Davacı, imar-ihya ve eklemeli zilyetliğe dayanarak taşınmazın kendi adına tapuya tescil edilmesini istemiştir. Davalılardan Hazine vekili savunmasında taşınmazın mera olduğunu ileri sürmesine ve hava fotoğraflarıyla topografik haritalarında getirtilip yerine uygulanması savunmasında bulunmasına rağmen, bu hususlar gereği gibi araştırılmamıştır. Taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenilen mahalli bilirkişi Halil Yılmaz, uyuşmazlık konusu taşınmazın batı sınırında köy merası bulunduğunu belirtmiştir. Mahkemenin yaptığı mera araştırması yeterli değildir. Dava konusu taşınmazın mera niteliğinde olup olmadığının ve meralardan açılıp açılmadığının belirlenmesi açısından taşınmazın bulunduğu Aşağı Yurtçu Köyünde tahsisli ve kadim mera bulunup bulunmadığının Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden sorulması, varsa mera tahsis kararı ve haritasının getirtilip, komşu köyler halkı arasından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığıyla, bu kayıtların yerine uygulaması, ayrıca uyuşmazlık konusu taşınmaza komşu dava dışı 91, 92 ve 93 parseller ile varsa çevredeki diğer taşınmazlara ait kadastro tutanaklarıyla, varsa dayanağı olan belgelerin merciinden getirtilip uzman bilirkişi marifetiyle yerine uygulanması, gelen bu kayıtların uyuşmazlık konusu taşınmaz yönünü ne olarak gösterildiğinin belirlenmesi gerekir. Bundan ayrı bölgeye ait gizlilik dereceli topografik haritaların Harita Genel Müdürlüğünden temin edilerek 3 kişilik uzman harita ve kadastro mühendisi marifetiyle, bu haritaların yerine uygulanarak taşınmazın öncesinin ne olduğunun belirlenmesine çalışılması, ayrıca kadastronun yapıldığı 1950'li yıllara ait hava fotoğraflarının celp edilip, uyuşmazlığın çözümünde göz önünde tutulması gerekir. Davacı, dava dilekçesine ve yargılama aşamasındaki beyanlarında nizalı taşınmazın dedesinden ve babasından kendisine kaldığını ileri sürerek, eklemeli zilyetliğe dayanmış, ancak yerel bilirkişi ve tanıklar taksimden söz etmemişlerdir. Bu durumda, ortak miras bırakan dede ve babanın davacıdan başka mirasçısı olup olmadığının araştırılıp belirlenmesi, dava şartı üzerinde durulması, ayrıca 3402 sayılı Kadastro Yasası'nın 14. maddesi anlamında miktar sınırlandırılması yönünden gereken inceleme ve araştırmanın yapılması, taşınmazın 3083 sayılı Yasa anlamında kuru ya da sulu nitelikte olup olmadığının belirlenmesi, ondan sonra iddia ve savunma çerçevesinde tüm deliller birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre hüküm tesis edilmesi gerekir.
Sonuç: Davalılardan Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 07.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy