(6831 S. K. m. 1, 17)
Dava: Mustafa ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair M. 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 23.l0.200l gün ve l27/316 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, uyuşmazlık konusu parsellerin tapu kayıtlarının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu 762 ve 763 parsellerin tespit tarihine kadar davacı tarafından 20 yıldan fazla süre ile tasarruf edildiği belirlendiğine ve bozma uyarınca yapılan inceleme sonunda her iki parselin kesinleşen orman sınır hattının dışında kaldığı, orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçeli olarak açıklanmış bulunduğuna göre 762 ve 763 parsellere ait davanın kabulüne karar verilmesinde Yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. Davalı Hazine vekilinin bu parsellere ilişen temyiz itirazlarının reddi ile 762 ve 763 parsellere ait hüküm bölümlerinin ONANMASINA,
753 parsele ilişkin Hazinenin temyiz itirazlarına gelince: Orman sınırlandırma harita ve tutanakları ile bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmaz kesinleşmiş orman sınırlama haritasının dışında kalan bir yerdir. Teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokide; dava konusu taşınmazın dört tarafının Devlet ormanı ile çevrili olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, uyuşmazlığın 6831 sayılı Orman Kanununun 17. maddesi hükmü uyarınca çözüme kavuşturulması icabetmektedir. Gerçekten de kesinleşmiş sınırlama haritasının dışında kalan bir yer 6831 sayılı Orman Kanununun 1. maddesi hükmü uyarınca, orman sayılamaz ise de, böyle bir yerin aynı Kanunun 17. maddesine göre kazanılacak yerlerden olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Orman Kanununun 17. maddesi hükmüne göre, Devlet ormanları içerisinde bu ormanların korunması, imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların barınmasına mahsus yerlerin yapılması ve tarla açılması, işlenmesi ve ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaklanmış, aynı maddenin 2. fıkrasında da; bu tür yerlerin tapuya tescil edilmeyeceği belirtilmiştir. Açıklandığı üzere; dört tarafı Devlet ormanı ile çevrili bulunan böyle bir yerde kullanma ve zilyetliğin sürdürülmesi orman aleyhine genişletme yaratacağından ve ormanın bütünlüğünü bozacağından böyle bir tasarrufa izin verilmemiştir. Başka bir anlatımla; böyle bir yerdeki zilyetlik yasaklanmış olduğu için kazanma bakımından hukuken hiçbir değer taşımaz. Bu tür uyuşmazlıklarda anılan madde hükmü göz önünde tutularak dava konusu taşınmazın ormanın bütünlüğünü bozmayacak bağımsız bir konumda olup olmadığı ve orman aleyhine genişletmeye yol açıp açmayacağının belirlenmesi gerekmektedir.
Somut olaya gelince: Mahkemece, uyuşmazlık konusu 753 parselin yukarıda belirtilen kanun hükmü ve esaslar çerçevesinde durumu araştırılıp değerlendirilmemiştir. Önceki bozmada taşınmazın ormanla olan ilgisinin belirlenmesi hususuna işaret edildiğine göre bu yön bozmanın kapsamında sayılır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin bu yöne ilişen temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 753 parsele ilişkin bölümünün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA, 11.03.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy