(1086 S. K. m. 237)
Dava: Murat Arslan ile Hazine, Çıplaklı Köyü Muhtarlığı ve dahili davalı Çıplaklı Belediye Başkanlığı, aralarındaki tescil davasının reddine dair Alanya 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 19.9.2000 gün ve 407/607 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 30.10.2001 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat Hayri Aydemir ve karşı taraftan Hazine vekili Avukat Altan Altundağ geldiler. Tebligata rağmen başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verildi. Bir kısım eksikliklerden dolayı mahalline iade edilen dosya tamamlanıp geri çevrilmekle,incelendi,gereği düşünüldü:
Karar: Davacı,dava konusu taşınmazların adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, Kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan dava konusu taşınmazların kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece,dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde yetkili Orman Kadastro Komisyonlarınca yapılan orman sınırlama ve nitelik kaybıyla orman dışına çıkarma işlemlerinin 1987 yılında tamamlanıp kesinleştiğini, o tarihten dava tarihine kadar kazanmayı sağlayan 20 yıllık sürenin geçmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, delil listesinde diğer delillerin yanında Alanya Kadastro Mahkemesinin 1987/95 esas ve 1990/219 sayılı dava dosyasına dayanarak davasının sonuçlandırılmasını istemiştir. Davacının orman kadastro tespitine itiraz ve iptal davasının yapılan yargılaması sonunda 23.3.1990 gün ve 1987/95, 1990/219 esas ve karar sayılı hükümle dava konusu bölümlere ait orman sınırlamasının iptaline karar verildiği, hükmün Hazine ve Orman İdaresinin temyizi üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesince onanarak karar düzeltme yoluna başvurulmaksızın hüküm kesinleştiği görülmüştür. Dosyadaki bilgilere göre, dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde kadastro çalışmaları yapılmış ve taşınmazlar tespit dışı bırakılmıştır. Kadastro Müdürlüğünün 10.5.2000 günlü karşılık yazısında taşınmazların hangi sebeple tespit dışı bırakıldığının bilinmediği bildirilmiştir. Yerel bilirkişi ve anıklar, davacının dava konusu taşınmazları 20 yıldan fazla süre ile ekonomik amacına uygun olarak tasarrufta bulunduğunu bildirmişler, ormanca bilirkişi Hüseyin Mert 10.4.2000 günlü raporunda; dava konusu taşınmazın 31.12.1981 gününden önce orman niteliğini kaybeden yerlerden bulunduğu bu ve nedenle orman sınırı dışına çıkarılan yerlerden olduğunu, ziraatçı uzman bilirkişide taşınmazın kültür arazisi niteliğinde olduğunu açıklamıştır.
Dava konusu taşınmazların tespit dışı bırakıldığı tarihten dava tarihine kadar kazanma süresi ve koşulları geçmediği anlaşılıyor ise de,davacının orman sınırlamasının iptali yönünden açmış olduğu dava nedeniyle taşınmazın orman sayılmayan yerlerden bulunduğu ve öteden beri zilyetliğinde bulunduğu belirtilmek suretiyle orman sınırlandırmasının iptaline karar verilmiştir. Bu durumda,taşınmazların tespit dışı bırakıldığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile tasarruf edilmesi gerektiği yönündeki Yargıtay İçtihadının ve kabulünün somut olayda uygulama kabiliyeti bulunmamaktadır. Az öncede açıklandığı üzere;gerek orman sınırlama gerekse kadastro çalışmalarının yapıldığı tarihten itibaren davacının bu yerde zilyet olduğu ve taşınmazların orman olmayan yerlerden olduğu hükmen belirlenmiş bulunmaktadır.
Sonuç: Taşınmazın nitelik kaybı sebebiyle orman dışına çıkarılması meselesine gelince; Ormancı bilirkişi, dava konusu taşınmaz bölümlerinin 31.12.1982 tarihten önce nitelik kaybeden yerlerden olduğu, bu nedenle Hazinenin orman dışına çıkarılan yerlerden olduğunu belirtmiş ise de, orman sınırlamasının iptaline ilişkin kadastro mahkemesi hükmünde taşınmazların öncesi itibariyle orman sayılmayan yerlerden olduğu belirtilmek suretiyle sınırlamanın iptaline karar verilmiştir. Kesinleşen bu hüküm karşısında dava konusu taşınmaz bölümünün orman sayılmayan yerlerdir. Orman sayılmayan bir yerin niteliğini kaybetmesinde de söz edilemez. Belirlenen bu maddi ve hukuki olgular karşısında mahkemenin ret gerekçesine katılmak mümkün değildir. Yukarıdan beri izah edilen sebep ve gerekçeler göz önünde tutularak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle reddine karar verilmiş olması kanuna aykırıdır. Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, dava tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri uyarınca 97.500.000 Avukatlık ücretinin davalı Hazineden alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine ve 3.240.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 12.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy