(3402 S. K. m. 17)
Dava: Kadın K. ile Hazine ve Alacaatlı Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair ANKARA 10.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 7.11.2001 gün ve 1098-605 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı,uyuşmazlık konusu taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili,davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan taşınmazın adına tapuya tescil edilmesini istemiştir.Mahkemece kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Dava konusu taşınmazın 1953 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında "ekilemez arazi" niteliği ile tespit dışı bırakılmıştır. Böyle bir yer 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17.maddesi hükmüne göre imar ve ihya yolu ile kazanılabilir.23.6.1994 tarihinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar imar ve ihya olgusundan bahsetmeksizin davacının dava konusu yeri kültür arazisi olarak kullandığını,ziraatçi uzman bilirkişi de taşınmazın 25-30 yıldan beri tarım yapılan bir yer olduğunu açıklamıştır.Tescil konusu taşınmazın ölçümünün hatalı yapıldığını ileri sürülmesi üzerine 15.9.1994 tarihinde yapılan ikinci keşifte dinlenen ziraatçı uzman bilirkişi aynı mahiyette görüş bildirmiştir.Hazine vekilinin itirazı üzerine 10.9.1999 tarihinde üçüncü kez yapılan keşifte,dinlenen jeolog ve ziraatçı uzman bilirkişilerin ortaklaşa düzenlemiş oldukları 11.10.1999 günlü raporda,taşınmazın çok çakıllı,nadiren bloklu, çakıl ve blokların kireç taşı oluşumunda olduğu,% 10-15 meyilli olan taşınmazın meyil durumunun batıya doğru arttığı,içerisindeki çakıl ve blokların % 30-40 oranında olduğu taşınmazın bu hali ile tarıma elverişli tarla ve toprak niteliği taşımadığı,traktörle sürülmesi dışında başkaca bir imar ve ihya işleminin yapılmadığı,taşınmazın verimini artırmak maksadıyla dahi bir taş toplama faaliyetinin bulunmadığı,taşınmazın uzun zamandan beri işlenmediği açıklanmıştır.Raporun davacı tarafından itiraza uğraması üzerine 6.11.2000 tarihinde son kez yapılan keşifte dinlenen bilirkişi kurulu dava konusu taşınmazın uzun zamandan beri davacı tarafından kullanılan kültür arazisi olduğunu belirtmiştir.Mahkemece son bilirkişi kurulu raporu gözönünde tutularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bir yerin imar-ihya yolu ile kazanılabilmesi için 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17.maddesindeki tüm olumlu ve olumsuz koşulların oluşmuş olması gerekmektedir. Somut olayda yerel bilirkişi ve tanıklar imar ve ihyadan sözetmedikleri gibi uzman bilirkişi raporlarına göre imar ve ihya olgusu tamamlanmamıştır.11.10.1999 günlü bilirkişi kurulu raporuna göre taşınmaz henüz kültür arazisi niteliğini kazanmamıştır. Yukarıdan beri izah edilen olgular karşısında davanın kanıtlandığı kabul edilemez. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 28.3.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy