(4721 S. K. m. 640)
Davacı Mustafa, 1976 parselin tapu kaydının miras payı oranında iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Şerafettin, davanın reddine karar verilmesini, davalı Hüseyin taşınmazla ilgisinin kalmadığını savunmuştur.
Mahkemece, Davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Şerafettin vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz İhsangazi Sulh Hukuk Mahkemesinin kesinleşmiş hükmüne dayanılarak 26.8.1997 tarihinde tapuya tescil edildikten sonra 24.9.1997 tarihinde tapudaki satış ve devirle davalı Şerafettin'e geçmiştir. Davacı Mustafa, dava konusu taşınmazın kendisiyle davalı Hüseyin'e miras bırakanı Mustafa'dan kaldığını, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakıldığını, mirasçının henüz taksim edilmediğini, davalı Hüseyin'in yukarıda tarih ve sayısı yazılı tescil ilâmına dayanılarak bu yerin adına tescil edildikten sonra davalı Şerafettin'e tapuda sattığını, davalının kazanmasında iyi niyetli olmadığını ileri sürerek payı oranında iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mirasçılık belgesine göre, miras bırakanı Mustafa 28.12.1984 tarihinde ölmüş olup, mirasçı olarak davacı, davalı Hüseyin ve davaya dahil edilen Zatiye'ye bırakmıştır. Mustafa'nın ölüm tarihine göre terekesi elbirliğiyle mülkiyet hükümlerine tabi olup, elbirliğiyle mülkiyette mirasçılardan birinin veya birkaçının terekedeki mallar üzerinde belli pay veya payları olmadığı için pay oranında iptal ve tescil istenilemez. Her ne kadar mirasçılardan Hüseyin davalı olarak gösterilmiş, Zatiye'de davaya dahil edilmiş ise de, Hüseyin ve Zatiye'nin iptal ve tescil yönünden herhangi bir dava ve istekleri mevcut değildir. Dava miras ortaklığı adına açılmamış bulunduğuna göre, diğer mirasçıların adlarına davetiye çıkarılmak suretiyle davaya dahil edilmeleri veya davalı olarak gösterilmek suretiyle TMK. nun 640. maddesinde belirtilen dava koşulunun yerine getirildiği kabul edilemez. Baştan itibaren miras payının iptal ve tescili şeklinde açılan bir davaya diğer mirasçıların katılmak suretiyle miras ortaklığı adına davanın sürdürülmesi de mümkün bulunmamaktadır. Mahkemece bu yön göz önünde tutulmaksızın işin esasına girilmek suretiyle dava ve isteği bulunmayan Zatiye ve Hüseyin yönünden de davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Yukarıda açıklanan gerekçeler karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması kanuna aykırıdır.
Davalı Şerafettin vekilinin temyiz isteği bu bakımından yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesi hükümleri uyarınca 97.500.000 avukatlık ücretinin davacı Mustafa'dan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı Şerafettin'e verilmesine ve 4.960.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 04.06.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy