(1086 S. K. m. 258, 259) (3083 S. K. m. 2)
Dava: A. K. ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair İdil Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 18.10.2001 gün ve 131/144 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine Temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine Temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm davalı Hazine Temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu 181 ada 13 parsele ait kadastro tutanağında; Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, tarıma elverişli bulunmadığı, ancak ileride ekonomik yarar sağlayabileceği nedeniyle 10.8.1990 tarihinde hali arazi niteliğiyle Hazine adına tespit edildiği, beyanlar hanesinde TEK Genel Müdürlüğü lehine irtifak hakkının bulunduğu açıklanmıştır. Davacı, tespitten önceki kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Yerel bilirkişi ve tanığın sözleri tespitten önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik bakımından yetersizdir. Davacı tanık deliline dayanmış, 5.2.2001 günlü listeyle tanıklarını mahkemeye sunmuştur. Mahkemece tanık Mahmut Altıntaş dinlenilmeden hüküm kurulmuştur. Bu tür davalarda kazanmayı sağlayan zilyetliğin Hazineye karşı kanıtlanması gerekir. Gösterilen tüm tanıklar dinlenilmeden hükmün kurulmuş olması doğru görülmemiştir. Ziraatçı uzman bilirkişi taşınmazın yer yer buğday ve arpa ekili olduğunu bildirmiştir. Taşınmazın niteliği bakımından yapılan inceleme yetersiz olduğu gibi, bu bilgiler de duraksama yaratmaktadır. Ayrıca, komşu parsellere ait dayanak belgeler getirtilmiş olmasına karşı kayıtlar yerlerine uygulanıp sınırlar bakımından taşınmazın nasıl gösterildiği hususu üzerinde durulmamıştır. Tüm bu yönler göz önünde tutularak HUMK. nun 258. maddesi hükmü uyarınca yerel bilirkişi ve tanıklar adına keşif yerinde hazır bulunmak üzere davetiye çıkarılmasına, aynı Kanunun 259. maddesi hükmü uyarınca; taşınmaz başında keşif yapılmak suretiyle bu yerin niteliği davacı ve satıcısının zilyetliğinin başlangıcı ve sürecinin kendilerinden sorulup belirlenmesi, tespit tarihine kadar 20 yıllık kazanma süresine ulaşılıp ulaşılmadığının araştırılması, komşu parsellere ait belgelere göre bu yerin nasıl gösterildiğinin belirlenmesi, ayrıca taşınmazın niteliği hakkında ziraatçı uzman bilirkişiden gerekçeli rapor alınması, taşınmaz taşlık ve kayalık ise üstün vasfının belirlenmesi, buna göre tescil edilmeyecek bölümler bulunduğu takdirde bunların krokisine işaret edilmesi, hüküm kurulurken tescil dışı bırakılması hususunun düşünülmesi, ayrıca 3083 sayılı Kanun hükümleri uyarınca kuru veya sulu nitelikte bulunup bulunmadığının Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden sorulması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine Temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 01.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy