(3402 S. K. m. 16)
Dava: Meryem ile Hazine, Y. Köyü Muhtarlığı, müdahil davalı Paşa aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair K. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 13.12.2001 gün ve 249/430 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 2.7.2002 Salı günü tâyin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden Meryem bizzat ve vekili Avukat C ve karşı taraftan Hazine vekili Avukat A geldiler. Tebligata rağmen başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek,dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, uyuşmazlık konusu taşınmaz bölümünün adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ve davaya katılan Paşa vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, adına tespit ve tescil edilen 108 ada 20 parselin güneyinde geçen özel yolunun kadastro çalışmaları sırasında paftasında genel yol olarak bırakıldığını ileri sürerek, bu yerin adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili ve davaya katılan Paşa tescil konusu edilen taşınmazın kamunun ortak yararlanmasına terk ve tahsis edilen genel yol olduğunu savunmuşlardır. Mahkemece, dava konusu edilen yerin 1.5.1998 tarihinde yol olarak bırakıldığı, o tarihten davanın açıldığı 29.6.2000 tarihine kadar kazanma süresi ve koşullarının geçmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesi hükmüne göre; yollar, paftasında gösterilmekle yetinilir. Somut olayda; dava konusu taşınmaz bölümü, paftada yol olarak gösterilmiştir. Paftasında yol olarak gösterilen bir yer, hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediği, tespit ve sınırlandırma gibi bir işlem yapılmadığı için tespit dışı bırakılma işlemi niteliğindedir. Yargıtay'ın yerleşmiş ve sürekli uygulamalarına göre; paftasında yol olarak gösterilen bir yerin, tapuya tesciline karar verilebilmesi için paftanın düzenlendiği ve terkedildiği tarihten itibaren 20 yıldan fazla süre ile tasarruf edilmiş olması gerekir. Mahkemenin redde ilişkin gerekçesi, Yargıtay'ın kararlılık kazanan uygulamalarına, uygun bulunmaktadır. Ne var ki; somut olayda, davanın makûl ve uygun bir süre içinde açıldığı anlaşılmaktadır. Dairemizin uygulamalarına göre, belli süre içerisinde açılan bu tür davaların, dinlenme olanağı bulunmaktadır. İddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 4.960.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 02.07.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy