(3402 S. K. m. 14)
Dava: Ali İnce ile Hazine, dahili davalılar Cuma İnce ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Gaziantep 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 5.6.2001 gün ve 862/444 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, uyuşmazlık konusu parselin tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dilekçesinde 103 ada 5 parselin tapu kaydının iptal ve tescilini istemiş ise de, yargılama aşamasında parsel numarasının yanlış yazıldığını açıklayarak, 65 parselin kaydının iptalini ve tescilini istemiştir. Uyuşmazlık konusu 103 ada 65 parselin kadastro tutanağının edinme sebebi sütununda Hazineye ait 12.10.1995 tarih ve 328 numaralı tapu kaydının kapsamında kaldığının muhtar ve bilirkişiler tarafından bildirilmesi üzerine,30.8.1992 tarihinde tarla niteliğiyle Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı, miras taksim ve kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak, iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece kazanma koşullarının oluştuğu görüşünden hareketle krokide A ve B harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümlerine ait davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Kadastro tutanağında tarih ve numarası açıklanan Hazine tapusu getirtildiği halde dava konusu taşınmaza uygulanmadığı gibi, komşu parsellere ait vergi kayıtlarında dava konusu taşınmaz Afrin olarak gösterilmiş olup, sınırda geçen Afrin'in kaçak ve yitik kişi olup olmadığı yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulmamıştır. Ziraatçı uzman bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın kuzeyinde Bozafril Deresi geçmekte olup, dere nedeniyle taşınmazın büyük oranda kumlu ve çakıllı bir yer olduğu belirtilmiştir. Taşınmazın dereyle olan ilgisi bakımından jeolog bilirkişi dinlenilmeden hüküm kurulmuş olması da doğru görülmemiştir. Tüm bu yönler gözönünde tutularak, Hazineye ait tapu kaydının ilk tesisinden itibaren bütün el değiştirmeleriyle birlikte getirtilerek dosya arasına konulması, ondan sonra yerel, teknik ziraatçı ve jeolog bilirkişiler aracılığıyla dava konusu taşınmazın başında keşif yapılması, taşınmazın Hazineye ait tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığının yöntemine uygun biçimde araştırılıp belirlenmesi, komşu parsellere uygulanan belgelere göre kaçak ve yitik kişilerden kalan bir yer olup olmadığının araştırılması, ayrıca taşınmazın Bozafril deresinin aktif yatağı ve etki alanı altında kalan bir yer olup olmadığı hususunda jeolog bilirkişiden görüş alınması, taşınmazın kumlu ve çakıllı olduğu açıklandığına göre, parselin kültür arazisi niteliğinde olup olmadığı yönünden üstün vasfının araştırılması, bu hususta jeolog ve ziraatçı bilirkişilerden gerekçeli rapor alınması gerekmektedir. Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü bakımından yapılan inceleme de noksandır. Davada vergi kaydı gibi bir belgeye dayanılmadığına göre, davacı, 1986 yılında ölen muris babası ve diğer mirasçılar adına 26.7.1972 tarihinden itibaren aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden tespit ve tescil edilmiş taşınmazlar bulunup bulunmadığının, Tapu Sicil Müdürlüğü ve kadastro Müdürlüğünden, aynı nedene dayanılarak açılmış tescil davası olup olmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden, taşınmazın 3083 sayılı Kanun hükümleri uyarınca Devletçe sulanan yerlerden olup olmadığının Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden sorulması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün kabule ilişkin bölümünün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 26.04.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy