(4721 S. K. m. 6)
Dava: Davacılar ve davalı listeyle tanıklarını mahkemeye bildirmişlerdir, davacıların listedesin de ismi geçen N... ve İ... ile davalının mahkemeye bildirmiş olduğu tanıklardan sadece Y... dinlenilmiştir.
Karar: Davacılar, uyuşmazlık konusu parsellerin kayıtlarının iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, 253 ve 283 parseller hakkındaki davanın kabulüne, 101 ada 287 ve 102 ada 45 ve 170 parseller hakkındaki davanın reddine karar verilmesi üzerine hükmün redde ilişkin bölümleri davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kadastro tutanaklarına göre; uyuşmazlık konusu parseller, kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak davalı adına tespit edilmişlerdir. Davacılar, dava konusu parsellerin miras bırakanlarından kendilerine kaldığını, kadastro çalışmaları sırasında davalı adına tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek iptal ve tescil istemişler, davalı 101 ada 287 parseli imar ve ihya ettiğini, 102 ada 45 ve 170 parselleri başka kimseden satın ve devraldığını, kadastro tesbitinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarrufta bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu 101 ada 287, 102 ada 45 ve 170 parsellerin davalı tarafından imar ve ihya edildiği, tasarrufta bulunulduğu, davacıların bu yerler üzerinde zilyetliğinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TMK. nun 6.maddesi hükmü uyarınca; herkes iddiasını isbatla mükelleftir. Davacılar, taşınmazların murislerinden kaldığını, davalı da ihya ve eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak edindiğini ileri sürmüş bulunduğuna göre, iddia ve savunmanın kanıtlanması gerekir. Davacılar 10.10.2000 günlü listeyle tanıklarını mahkemeye bildirmişler, listede ismi geçen N... ve İ... ile davalının 04.10.2000 günlü layiha ile mahkemeye bildirmiş olduğu tanıklardan sadece Y... dinlenilmiştir. Uyuşmazlık hakkında hüküm kurulabilmesi için iddia ve savunmaya ilişkin delillerin toplanması gerekmektedir. Tarafların listesini vermiş olduğu bir kısım tanıkların dinlenilmesinden vazgeçilmediğine göre, bunların yöntemine uygun biçimde çağırılıp taşınmazlar başında dinlenilmesi, beyanları arasında aykırılık meydana geldiği taktirde bunun giderilmesine çalışılması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün redde ilişkin bölümlerinin HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve 81.000.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 14.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy