(1086 S. K. m. 237) (3402 S. K. m. 34)
Dava: Abdulkadir Nakipoğlu ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Gaziantep 4. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 29.01.2002 tarih ve 200-38 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Karar: Davacı, 299 parselin Hazine üzerindeki tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu parsele ilişkin kadastro tutanağında Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden bulunduğunun muhtar ve bilirkişiler tarafından bildirilmesi üzerine 11.05.1993 gününde ham toprak niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiş, Mehmet Fuat Yetkin ve arkadaşlarının Gaziantep Kadastro Mahkemesine açmış oldukları tespite itiraz davası sonunda 11.03.1998 tarih ve 1993/51 Esas, 1998/35 Karar s. hükümle 2682 m2 yere ilişkin davanın kabulüne, geriye kalan 37200 m2 yerin Hazine üzerinde bırakılmasına karar verilmiş, hüküm Yargıtay 7. Hukuk Dairesince onanarak karar düzeltme yoluna başvurulmaksızın 15.09.1998 gününde kesinleşmiştir. Davacı, bu kez Hazine üzerinde kalan bölüme ilişkin tapu kaydının tespitten önceki kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece yukarda gün ve numarası yazılı Kadastro Mahkemesinin hükmü kesin hüküm sayılarak davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, Kadastro Mahkemesindeki davacılar arasında yer almamaktadır. Başka bir anlatımla; davacı, Kadastro Mahkemesinde taraf durumunu almamıştır. Bir hükmün HUMK. nun 237 ve 3402 s. Kadastro Yasasının 34. maddesi hükümleri uyarınca, kesin hüküm sayılabilmesi için her iki davanın tarafları, konusu ve sebebinin aynı olması gerekir. İncelenmekte olan dosyada kesin hükmün unsurları bulunmamaktadır. Ayrıca mahkemece, hükmün gerekçe kısmında Kadastro Mahkemesinin hükmünün kesin delil teşkil edeceği açıklanmış olmasına karşın, davanın kesin hüküm sebebiyle reddine karar vermekle çelişkiye düşmüştür. Bu sebeplerle mahkemenin red gerekçesi yerinde bulunmamaktadır. Az önce de açıklandığı üzere; gerekçe kısmında, önceki hükmün kesin delil teşkil edeceğini benimsemiş ise de, Kadastro Mahkemesinde Hazine üzerinde kalan taşınmaz bölümünün ham toprak niteliğinde bir yer olup olmadığı incelenmemiş, yalnızca kadastro tutanağındaki taşınmazın niteliğine ait bilgilere bağlı kalınarak ham toprak niteliğiyle Hazine üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. Davacı iptal ve tescil davası açmış bulunduğuna göre, tutanaktaki bilgilere bağlı kalınmadan taşınmazın tespit gününden önceki niteliğinin belirlenmesi gerekir. İddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerle BOZULMASINA ve 4.960.000. lira peşin harcın istem halinde temyiz edene iadesine 16.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy