(1086 S. K. m. 237)
Dava: Ali Ve Ersan Arslan ile Hazine ve Ordu Köyü Muhtarlığı aralarındaki dava hakkında Çarşamba 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 17.4.2001 gün ve 985/413 s. hükmün Dairenin 21.1.2002 tarih ve 9742/402 s. ilamıyle Onanmasına karar verilmişti. Davacılar vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar tarafından Hazine aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasının reddine ait hüküm, davacılar vekilinin temyizi üzerine Dairece onanmıştı. Davacılar vekili tarafından süresinde verilen 29.3.2002 tarihli karar düzeltme dilekçesiyle onama kararının kaldırılarak yerel mahkeme hükmünün bozulmasını istemiştir.
Sonuç: Uyuşmazlık konusu, 104 ada, 106 parsel, aynı ada 1, 2 ve 3 no.lu parsellerin edinme nedeni sütununda yazılı olduğu ve asli iktisap nedeniyle 24.12.1990 gününde Hazine adına tesbit edilmiş, Kaşif Arslan ve Mustafa Keskin isimli kişilerin, Çarşamba Kadastro Mahkemesine açmış oldukları tespite itiraz davası sonunda, 20.6.1996 tarih ve 434/436 esas ve karar s. hükümle itiraz davasının reddiyle dava konusu parselin, tesbit gibi Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş ve bu hüküm temyiz edilmeksizin, 2.8.1996 gününde kesinleşmiştir. Davacı dilekçesinde eklemeli 80 seneyi aşkın zilyetlik nedeniyle, 27.2.2001 tarihli yargılama oturumunda, dava konusu taşınmazı kadastro tespiti neticesinde Kaşif Arslan'dan devraldığını ileri sürerek, eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetlik sebebiyle iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, Hazine adına tapuya kayıtlı bir taşınmazın zilyetlikle kazanılması mümkün olamayacağı, ayrıca davacının satıcısı Kaşif hakkında verilen yukarda gün ve numarası yazılı Kadastro Mahkemesi hükmünün kesin hüküm teşkil ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kadastro Mahkemesinde davacının satıcısı Kaşif taraf durumunu almış ise de, davacıların dava konusu parseli, kesin hükmün oluşmasından önce veya sonra alıp almadığı hususu aydınlatılmamıştır. Gerçekten de, Kadastro Mahkemesi hükmünün kesinleşmesinden sonra davacılar bu yeri satın almışlar ise, cüz'i halefiyet yolu ile bu hüküm HUMK. nun 237. maddesi hükümü uyarınca davacılar bakımından kesin hüküm teşkil eder ve davacılar bu hükümle bağlı olurlar. Hükmün kesinleşmesinden önce bu yeri satın almışlar ise, o taktirde kesin hükümden söz edilmesi mümkün olmaz. Bundan ayrı, davacılar tespitten önceki sebebe dayandıklarına göre, koşulları mevcut ise, böyle bir yerin kazanılması mümkün olabilir. Mahkemenin bu yönlere ilişen gerekçesi doğru değildir. Hükmün bu nedenlerle bozulması gerekirken, Dairece yanlışa düşülerek onanmıştır. İddia ve savunma çerçevesinde taraf delillerinin toplanması, Kadastro Mahkemesinin kesin hüküm sayılan dava dosyasının getirtilerek, uyuşmazlığın çözümünde gözönünde tutulması gerekmektedir. Davacılar vekilinin karar düzeltme isteği bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile Dairenin 21.1.2002 tarih ve 9742/402 esas ve karar s. onama kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA ve 10.120.000 TL. peşin harcın istem halinde karar düzeltme isteyene iadesine 23.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy