(6831 S. K. m. 1) (1086 S. K. m. 258, 259)
Dava: İsmail Necati Ulucanlar ile Hazine, ihbar edilen Orman İşletme Müdürlüğü aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Bursa 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 13.11.2001 tarih ve 642-1001 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Karar: Davacı, 112 ada, 94 parselin tapu kaydının kısmen iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili ve Orman İdaresi vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu parselin kadastro tutanağı getirtilmemiştir. Tapu kaydına göre; 112 ada, 94 no.lu parsel, orman niteliğiyle Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan bir yerdir. Mahkemece, dava konusu taşınmazı kapsayan 94 parselin orman sayılan yerlerden bulunduğu, bu tür yerlerin kazandırıcı zaman aşımı ve zilyetlikle kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Gerçektende, 6831 s. Orman yasasının 1. maddesi hükmüne göre; orman sayılan bir yerin kazandırıcı zaman aşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün bulunmadığı gibi, özel mülkiyet biçiminde de tapuya tescil edilemez. Ormancı bilirkişi tarafından düzenlenen 26.09.2001 tarihli raporda; dava konusu edilen yerin orman sayılan yerlerden olduğu belirlenmiş ise de; uygulanan belgelerin dava konusu taşınmazla ilgili olduğu hususunda duraksama hasıl olmuştur. Bir yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi durumunda, o yerde yetkili Orman Kadastro Komisyonlarınca orman sınırlama çalışmaları yapılmış ise, sınırlamaya ilişkin harita ve tutanakların uygulanmak suretiyle taşınmazın niteliğinin belirlenmesi gerekir. Tapu kaydı ve komşu parsellere göre, taşınmaz Kirazlı Beldesinde bulunmaktadır. Ormancı bilirkişinin raporunda; Yiğitali Köyü orman sınırlama çalışmalarına ilişkin harita ve tutanakları uygulanmak suretiyle sonuca varılmıştır. Bilirkişinin raporu, davacı tarafın itirazına uğramış olmasına rağmen bu husus üzerinde durulmamıştır. Uyuşmazlık hakkında sağlıklı bir sonucu ulaşabilmek için, bu yere ilişkin sınırlama, harita ve tutanaklarının, kadastro tutanağı ile birlikte eksiksiz olarak bulundukları yerlerden istenilerek, dosya arasına konulması, bu belgelerin yöntemine uygun bir şekilde dava konusu taşınmaza uygulanmak suretiyle niteliğinin belirlenmesi gerekir. Bundan ayrı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerine göre, davacı ve satıcısının zilyetliğini kazanmaya elverişli olup olmadığı da gereği gibi araştırılmamıştır. Ayrıca, ziraatçi uzman bilirkişi taşınmazın ekilip biçilmeyen çimenlik ve sınırında ormanlık alan bulunduğunu bildirmiştir. Bütün bu yönler göz önünde tutularak HUMK. nun 259. maddesi hükmü uyarınca, dava konusu taşınmaz başında keşif yapılması, aynı Yasanın 258. maddesi hükmü uyarınca, yerel bilirkişi ve tanıkların davetiye ile çağırılmaları, yerel, teknik, ziraatçi ve ormancı bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan davacının ve satıcısının zilyetliğinin başlangıcı, süreci ve niteliğinin olaylara dayalı olarak açıklattırılması, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının ormancı bilirkişi tarafından belirlenmesi, ormancı ve ziraatçi bilirkişilerden bu konuda gerekçeli rapor alınması, ayrıca taşınmazın konumunun teknik bilirkişi tarafından krokisine işaret edilmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir.
Sonuç: Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir. Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 4.960.000. ira peşin harcın istem halinde temyiz edene iadesi 23.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy