(3402 S. K. m. 13) (4721 S. K. m. 706) (2644 S. K. m. 26) (818 S. K. m. 213)
Hakkı Erdurmuş ile Durmuş Erdurmuş ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali, tescil ve tazminat davasının yapılan yargılamasında; tapu iptali ve tescil davasının kabulüne, tazminata ilişkin talebin reddine dair Uşak 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 27.12.2001 gün ve 331/989 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Davalılardan Durmuş ve Kudrettin Erdurmuş vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Davacı, uyuşmazlık konusu parsellerdeki davalıların paylarına ait tapu kayıtlarının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Abdurrahman, davayı kabul ettiğini bildirmiş, diğer davalılar davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalılardan Durmuş ve Kudrettin vekilleri taraflarından temyiz edilmiştir.
Davacı, uyuşmazlık konusu 1258, 1049 ve 2413 parsellerdeki davalıların paylarını, dava tarihinden geriye doğru 13 sene kadar önce haricen satın aldığını, davalıların ferağ vermekten kaçındıklarını ileri sürerek iptal ve tescile, mümkün olmadığı taktirde ödemiş olduğu paranın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Uyuşmazlık konusu parseller, kadastro yoluyla 27.06.1974 tarihinde davacı ile davalılar adına 1/4 pay oranında tapuya tescil edilmişlerdir. Mahkemece, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-b maddesindeki koşulların oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. TMK. nun 706, Borçlar Kanunu'nun 213 ve Tapu Kanunu'nun 26. maddesi hükmü uyarınca; tapulu bir taşınmazın haricen satış ve devri geçersizdir. Ancak, Kanunun açıkça düzenlediği ve izin verdiği hallerde, harici satış hukuken bir değer taşıyabilir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-b maddesi, belli koşullar altında harici satışların hüküm ifade edeceğini düzenlemiş ise de, anılan hükmün, kadastro yoluyla oluşan tapu kayıtları hakkında uygulanması mümkün değildir. Başka bir anlatımla; Kadastro Kanunu'nun 13/B-b maddesi, kadastro görmeyen yerlerdeki tapulu taşınmazlar hakkındadır. Bu nedenle mahkemenin gerekçesi yerinde bulunmamaktadır. Tapulu taşınmazın haricen satıyı hukuken mümkün değil ise de, davalı Abdurrahman'ın kabul beyanı karşısında ona ait payın iptal ve tesciline karar verilmiş olması doğru ise de, diğer davalılar Kudrettin ve Durmuş'un paylarına ait tapu kaydının iptal ve tesciline karar verilmiş olması Kanuna aykırıdır. Tapu iptali ve tescil davasının reddine, ödediği satış parasına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davalı Durmuş ve Kudrettin vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile adı geçen kişilere ait hüküm bölümlerinin BOZULMASINA ve 268.500.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 30.05.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy