(3402 S. K. m. 17) (1086 S. K. m. 75)
Dava: Ali Kaya ile Hazine aralarındaki tescil davasının kabulüne dair İzmir 6.Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 17.9.2001 tarih ve 510/708 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava konusu taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, 25.9.1942 gün ve 133 sıra numarasında tapuda kayıtlı 14704 m2 yüzölçüme sahip taşınmazı malik Hasan Tur'dan İzmir Noterliğince düzenlenen 23.10.1991 tarih ve 22431 yevmiye numaralı satış vaadi sözleşmesi ile satın ve devraldığını, o tarihten bu yana zilyetliği altında bulunduğunu, tapu kaydının hükümsüz hale geldiğini ileri sürerek adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup, kazandırıcı zaman aşımı ve zilyetlik yoluyla kazanılamayacak yerlerden olduğu, Kadastro Yasasının 17. maddesindeki koşulların araştırılıp belirlenmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dayanılan olaylar ve istem bakımından dava dilekçesi yeteri kadar açık değildir. Davacı 25.9.1942 tarih ve 133 sıra numarasında tapuda kayıtlı bulunan taşınmazı satış vaadiyle satın aldığını ileri sürmüştür. Tapu kaydına göre; 25.9.1942 tarih, 133 sıra numarasında Hasan oğlu Musa Telci adına kayıtlı iken 18.1.1944 tarih ve 47 sıra numarasıyla tapudaki satış ve devirle İsmail Mustafa oğlu Hasan Tur'a geçtiği açıklanmıştır. Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı mülkiyetin aktarılmasına ait tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Satış vaadine dayalı iptal ve tescil davasının kayıt malikine, malik ölü ise usulen belirlenecek mirasçılarına yöneltilmesi gerekmektedir. Davanın kayıt malikine yöneltilmesi yeterli olup, ayrıca Hazinenin dava edilmesine gerek bulunmamaktadır. Şayet, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde daha önce kadastro çalışmaları geçmiş olup da tapu kaydı bu sebeple işleme tabi kayıt niteliğini yitirmiş olması sebebiyle genel hükümlere dayanılarak tescil isteniliyor ise; o taktirde davanın Hazine yanında ilgili kamu tüzel kişilerine de yöneltilmesi gerekir. Mahkemece, dava dilekçesindeki bu kapalılık gözönünde tutularak davacıya isteği açıklattırılmadan kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir. HUMK. nun 75. maddesinin 2.fıkrası hükmü uyarınca; kapalı ve çelişik görülen iddia ve sebepler hakkında hakimin taraflardan açıklama isteyebileceği belirtilmiştir. Bu hüküm gözönünde tutularak öncelikle davacıya iddiasını açıklatmak, ondan sonra uyuşmazlığın niteliğine göre iddia ve savunma çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılıp sonucuna göre hüküm tesisi gerekmektedir.
Şayet, taşınmazın bulunduğu yerde kadastro faaliyetleri geçmemiş ise, tapulu bir yerin senetsizden yeniden tapuya tescili çifte tapuya yol açar. Önceki kayıt iptal ettirilmeden aynı yerin tescili cihetine gidilmiş olması da doğru görülmemiştir. Kabul şekline göre, davalı Hazinenin yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması ve harcın davacıya yükletilmemiş olması da Kanuna aykırıdır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına 13.06.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy