(743 S. K. m. 634) (818 S. K. m. 213) (4721 S. K. m. 706) (2644 S. K. m. 26) (3402 S. K. m. 12, 13) (1086 S. K. m. 76)
Dava: Mustafa Yavuz ile Bedia Hundi İzgü ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair İbradı Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 09.11.2001 gün ve 10-44 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 02.07.1999 gün, 1ve 2 numaralı tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, iptal ve tescili istenilen tapu kayıtlarının dayanağı olan 03.06.1934 tarih, 9 ve 26.08.1934 tarih, 66 sıra numarasında kayıtlı bulunan taşınmazları, 09.06.1980 tarihinde kayıt malikinin mirasçılarından haricen satın ve devraldığını, tapuda devir yapmaktan kaçındıklarını, o tarihten bu yana taşınmazlara zilyet olduğunu, intikal üzerine davalılar adına tescil edilen 02.07.1999 tarih, 1 ve 2 numaralı tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Bir kısım davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Davalılardan Hüseyin Himmet Berki ve iki arkadaşı Yalova Asliye Hukuk Mahkemesi aracılığıyla göndermiş oldukları 25.04.2000 günlü layiha ile davayı kabul ettiklerini bildirmişler ise de, layiha sadece davalı Hüseyin Himmet Berki tarafından imzalanmıştır. Mahkemece, MK.nun 634, Borçlar Kanunu'nun 213. maddesi hükümleri karşısında, harici satışın geçerli hukuki bir sonuç doğuramayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, tapulu taşınmazların harici satış ve zilyetlik nedeniyle tescili isteğine ilişkindir. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan MK.nun 634, 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren TMK.nun 706, Borçlar Kanunu'nun 213 ve Tapu Kanunu'nun 26. maddesi hükümlerine göre; tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın satışının geçerli olabilmesi için resmi bir şekilde yapılması gerekir. Somut olayda; satış haricen düzenlenmiştir. Bu nedenle, davanın reddi yönündeki mahkemenin gerekçesi kanuna uygun düşmektedir.
Dayanılan sebep ve ileri sürülen olaylar karşısında, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/B-b maddesinin olaya uygulanıp uygulanmayacağı mahkemece nazara alınmamıştır. HUMK. nun 76. maddesi hükmüne göre; maddi olayları ileri sürmek taraflara, bu olayları nitelendirmek ve uygulanacak kanun maddelerini bulmak hakime aittir. Davacı vekili, uyuşmazlık konusu taşınmazları 09.06.1980 tarihinde kayıt malikinin mirasçılarından satın ve devralındığını ileri sürdüğüne göre, Kadastro Kanunu'nun 13/B-b maddesinin uyuşmazlığın çözümünde gözönünde tutulması gerekir. Harici satışın yapıldığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Somut olayda; harici satışın yapıldığı ve dava konusu taşınmazların davacıya devredildiği tarihten intikal yoluyla davalılar adına tescil edildiği 02.07.1999 dava tarihine kadar anılan maddedeki on yıllık süre geçmiş ve koşullar oluşmuş bulunmaktadır. Ancak, bu hükmün uyuşmazlığın çözümünde gözönünde tutulabilmesi için İbradı Kadastro Bölgesinde kadastro faaliyetlerine başlanılması gerekir. Mahkemece, anılan madde uyuşmazlığın çözümünde gözönünde tutulmadığı için bu bölgede kadastro faaliyetlerine geçilip geçilmediği de sorulmamıştır. Bu hususun Kadastro Müdürlüğü'nden sorulması, İbradi Kadastro Bölgesi ise Kadastro Kanunu'nun 13/B-b maddesindeki koşulların oluşup oluşmadığının iddia ve savunma çerçevesinde araştırılıp belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Diğer yönden, dava konusu taşınmazlar davalıların miras bırakanları adına tapuda kayıtlı iken, elbirliği mülkiyet durumuna son verilip, paylı mülkiyet şeklinde davalılar adına tescil edilmiş bulunduğuna ve davalılardan Hüseyin Himmet Berki davayı kabul etmiş bulunduğu gözönünde tutularak, Hüseyin Himmet Berki'nin kabule ilişkin beyanının aidiyetinin usulen belirlendikten sonra, onun payı hakkında davanın kabulü gerekip geremeyeceğinin düşünülmemiş olması da doğru değildir. Mahkemece bu yönler üzerinde durulmaksızın, yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün HUMK. 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 4.960.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz eden iadesine 24.06.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy