(3402 S. K. m. 12/3)
DAVA VE Karar: Davacı,uyuşmazlık konusu 1611 parselin tapu kaydının kısmen iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı gerçek kişiler, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı kendisine ait 1613 parsel ile bir bütün olan uyuşmazlık konusu 32 m2 yerin kadastro tespiti sırasında davalılara ait l6ll parsel içerisinde tespit ve tescil edildiğini ileri sürerek bu yere ait kaydın iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece,davanın kanıtlandığı gerekçesiyle kabulüne karar verilmiştir. Dava dilekçesi ve dosyadaki belgelere göre; davacı, kadastro tespitinden önceki sebebe dayanarak iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Bu durumda davanın 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3. maddesinde belirtilen on yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığının gözönünde tutulması gerekmektedir. Dava konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 1611 parsele ait kadastro tutanağı 29.1.1982 tarihinde kesinleşmiştir. Bu tarihten davanın açıldığı 9.2.2000 tarihine kadar anılan maddede belirtilen on yıllık hak düşürücü süre geçmiş bulunmaktadır. Davanın açılmasında gözetilmesi gereken bu sürenin tüm iddia ve def'ilerinden önce gözönünde tutulması gerekmektedir. Hak düşürücü süre gerçekleştiği takdirde davanın dinlenme kabiliyeti olmaz.
Mahkemece,hak düşürücü süre gözönünde tutulmaksızın kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalılar vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA ve 38.000.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 2.7.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy