(3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 258, 259)
Dava: İbrahim ve Yusuf Uzun ile İsmail Mert aralarındaki tapu iptali tescil ve elatmanın önlenmesi davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Kırklareli Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 21.3.2002 tarih ve 784/136 s. hükmün Yargıtay'ca tetkiki davalı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, uyuşmazlık konusu taşınmaz bölümünü kapsayan 43 parselin tapu kaydının kısmen iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı İsmail Mert, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacı Yusuf Uzun'un davasının husumet ve sıfat yokluğu sebebiyle reddine, sair davacı İbrahim Uzun'un davasının kabulüne karar verilmesi üzerine hükmün kabule ait bölümü davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Yusuf, kendisine ilişkin 44 parselle bir tüm olan taşınmazın bir bölümünün, sair davacı İbrahim de 69 parselle bir tüm olan taşınmazın bir bölümünün kadastro çalışmaları sırasında davalıya ilişkin 43 parsel içinde tesbit edildiğini ileri sürerek, bu yerlere ilişkin kaydın iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Davalı İsmail, davanın yersiz olarak açıldığını savunarak reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davacı Yusuf'a ilişkin taşınmazın davalı parselin içerisine katılmadığı gerekçesiyle onun davasının husumet ve sıfat yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiş ise de, verilen hüküm doğru olmamaktadır. Toplanan deliller ve dosya içeriği karşısında davacı Yusuf'un davası kanıtlanmamış bulunduğuna göre, davanın esastan reddine karar verilmesi gerekirken husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Hükmün kabule ait bölümüne karşı ileri sürülen temyiz itirazlarına gelince: Mahkemece, yerel bilirkişinin sözleri göz önünde tutularak teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokide A harfi ile gösterilen 23,23 m2 yerin davacı İbrahim'in 69 parselinin devamı olduğu ve onun tarafından kullanıldığı açıklanarak iptal ve tescile karar verilmiştir. Kadastro tutanaklarına göre, taraf taşınmazları tapusuz olup, ortak sınırın yerel bilirkişi ve tanık sözleriyle kanıtlanması gerekir. Yerel bilirkişinin sözleri ortak sınırın belirlenmesi bakımından hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı tanık deliline dayandığına göre, kendisinden tanıklarının sorulması, tanık gösterdiği taktirde HUMK. nun 258. maddesi hükmü uyarınca davetiye ile çağırılarak aynı Yasanın 259. maddesi hükmü uyarınca taşınmaz başında dinlenilmeleri, taraf taşınmazları arasındaki ortak sınırın belirlenmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı İsmail Mert'in temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan sebeplerle BOZULMASINA ve 4.960.000 TL. peşin harcın istem halinde temyiz edene iadesine 08.07.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy