(3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: Davacı,dava konusu taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine Temsilcisi davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Köy Temsilcisi yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Karar: Davacı,dava konusu taşınmazın sınırında yer alan 193 parselin 1987 yılında tapuda satın aldığını,dava konusu taşınmazı da 1980 yılında satın ve devraldığını,imar ve ihya etmek suretiyle kültür arazisi haline getirdiğini ileri sürerek tescil isteğinde bulunmuştur.Mahkemece kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Tapu kaydına göre:193 parsel 9.4.1987 tarihindeki tapudaki satış ve devirle davacıya geçmiştir. Davacı,dava konusu taşınmazın sınırında yer alan 193 parseli tapuda satın aldığına göre,dava konusu yerdeki zilyedliğin bu tarihten itibaren başladığının kabulü gerekir.Ne varki:davacı. Taşınmazın 1980 yılında satın ve devraldığını ileri sürmüş bulunmaktadır.Bu durumda,kazanma koşullarının dilekçede ileri sürmüş olduğu tarihe göre hesaplanması gerekir.Yerel bilirkişi ve tanıklar, davacının bu yeri 1979 ve 1980 yıllarında satın aldığını,6 ay içerisinde imar ve ihya ederek kültür arazisi haline getirdiğini bildirmişlerdir.Dava konusu taşınmaz,1956 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında Kocagöl Deresi yatağı olmak üzere tespit dışı bırakılmıştır.Yerel bilirkişi ve tanılar,taşınmazın dere yatağı içerisinde yer alan sazlık,bataklık ve çorak bir yer olduğunu, davacının satın aldıktan sonra toprak taşımak suretiyle doldurduğunu,iş makineleriyle düzelttiğini ve kültür arazisi haline getirdiğini bildirmişlerdir.Sazlık ve bataklık olan bir yerin imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yoluyla gerçek kişiler tarafından kazanılması mümkün değildir.Diğer yönden Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre,toprak taşımak ve doldurmak suretiyle ihya işlemi olarak kabul edilmemektedir.Taşınmaz gerek niteliği ve gerekse yapılan imar çalışmaları bakımından kazanılmaya elverişli bir yer değildir.Tüm bunlardan ayrı,taşınmazın nazım imar planı içerisine alındığı 1995 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14 ve 17.maddesindeki koşullar gerçekleşmemiştir.Tüm bu yönler gözönünde tutularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar veriliş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 31.1.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy