(3402 S. K. m. 14, 17) (4721 S. K. m. 713)
Dava: Hüseyin Bağ ve Cemal Bağ ile Hazine ve Meydancık Köyü Muhtarlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Battalgazi Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 28.03.2002 gün ve 25-48 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı Köy Temsilcisi, yargılama oturumlarına katılmamıştır.
Mahkemece, davanın kabulüne, 145.000 m2 yüzölçüme sahip taşınmazın davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, kazanmayı sağlayan eklemeli 20 yıldan fazla zilyetlik nedeniyle tescil isteğinde bulunmuşlardır. Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu görüşünden hareketle davanın kabulüne karar verilmiştir. Yerel bilirkişi ve tanıklar, dava konusu taşınmazı satıcı Abdulvahap tarafından 20 yıldan fazla süre ile kültür arazisi olarak kullandıktan sonra 1996 yılında davacılara satıp devrettiğini o tarihten dava tarihine kadar davacıların zilyet olduklarını bildirmişler, ziraatçi uzman bilirkişi de taşınmazın kültür arazisi niteliğinde bulunan bir yer olduğunu bildirmiştir. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere, işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine göre aşağıda belirtilen husus dışında davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Az önce de açıklandığı üzere dava, tapusuz taşınmazın TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesi hükmü uyarınca tescili isteğine ilişkindir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu maddede belirtilen belgelerden biriyle ispatı yoluna gidilmeyen hallerde zilyedin aynı çalışma alanı içerisinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemez. Birlikte mülkiyet durumu söz konusu olduğu durumlarda paydaşlardan her biri kuru toprakta ayrı ayrı 100'er dönüm kazanabilirler. Somut olayda; dava konusu taşınmaz 1996 tarihinde satıcı Abdulvahap tarafından davacılara satılmıştır. Satış ve devir tarihinden dava tarihine kadar kazanmayı sağlayan 20 yıllık süre geçmemiş bulunduğuna göre, davacıların kazanabileceği miktar Abdulvahap'ın adına tescil edilecek miktarı geçemez. Daha açık bir deyimle; davacılar, cüz'i halefiyet yoluyla satıcılarının kazanabileceği miktardan fazla yerin tescilini isteyemezler. Somut olayda; satıcı bakımından miktar araştırılması yapılmadığı gibi, satıcı hiçbir yer kazanmamış olsa bile yukarıda açıklanan ilke karşısında davacıların kazanabileceği toplam miktar 100 dönümü aşamaz. Kanunda belirtilen limitler göz önünde tutulmaksızın taşınmazın tümünün davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş olması doğru değildir. Satıcı Abdulvahap bakımından 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi göz önünde tutularak 27.06.1972 tarihinden itibaren tespit ve tescil edilmiş taşınmazlar bulunup bulunmadığının araştırılması, her iki davacının kazanabileceği miktar 100 dönümü geçemeyeceğinin düşünülmesi, bu husus göz önünde tutularak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 21. maddesi hükmü uyarınca davacılara seçimlik hakkının kullandırılması, tescilini istedikleri yerin belirlenip krokisinde işaret edilmesi, ondan sonra uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Her ne kadar önceki bozmada bu hususa işaret edilmemiş ise de, bozmadan önceki hüküm redde ilişkin olup, davacılar lehine usulu kazanılmış hakta oluşmaz.
Kabul şekline göre yargılama giderleri ve hususi vekaletin davalılara yükletilmiş olması da doğru değildir. TMK. nun 713/1. maddesine dayanan davalarda Hazine ve diğer kamu tüzel kişileri yasal hasım durumunda olup, davanın başarıya ulaşması halinde yargılama giderleri ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulamazlar.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.09.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy