(766 S. K. m. 2)
Dava: Nevzat Alkan ve müşterekleri ile Hazine ve Ağılyazı Köyü Muhtarlığı aralarındaki mülkiyetin tespiti davasının kabulüne dair Battalgazi Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 11.04.2002 gün ve 156/52 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, uyuşmazlık konusu parselin 1/4'ünün mülkiyetinin kendilerine ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tespite ilişkin taşınmazı kapsayan 138 parsele ait kadastro tutanağında, 15.07.1975 tarihinde senetsizden Mehmet Alkan ve arkadaşları adına tespit edilmiş, bu yer Karakaya Baraj istimlak sahası dahiline girdiğinden DSİ Genel Müdürlüğünce kamulaştırılması kararlaştırılmıştır beyanlar hanesine şerh verilmiştir. Hazine ve üçüncü kişiler tespite karşı, tespit malikleri de yerlerinin az tespit edildiğinden bahisle itirazda bulunmaları üzerine Kadastro Komisyonunun 25.04.1985 günlü kararı ile tespit maliklerinin adına yazılı bulunan 1938 tarih, 22 ve 105 tahrir numaralı vergi kayıtlarında yazılı 147000 m2 yerin kayıt malikleri adına tespitine, miktar fazlası olan ve dava konusu yeri kapsayan bölümün Hazine adına tespitine karar verilmiş, süresinde Malatya Tapulama Mahkemesine açılan tespite itiraz davasının devamı sırasında taşınmazın baraj göl suları altında kalması nedeniyle 18.11.1986 gün ve 1985/738 esas, 1986/213 karar sayılı hükümle o tarihte yürürlükte bulunan 766 sayılı Tapulama Kanununun 2. maddesi hükmü uyarınca tespit dışı bırakılmasına karar verilmiş ve bu hüküm temyiz edilmeksizin 25.05.1988 tarihinde kesinleşmiştir. Davacılar, ondan sonra eldeki bu davayı açmak suretiyle mülkiyetin tespitine karar verilmesini istemişlerdir.
Davanın açıldığı tarihte taşınmaz baraj göl suları altında bulunan bir yerdir. İtiraz üzerine Malatya Tapulama Mahkemesine açılan dava nedeniyle de herhangi bir delil toplanmamış ve taşınmazın niteliği belirlenmemiştir. Kadastro Komisyonunca yapılan incelemede taşınmazın bulunduğu yerde 1953 yılında 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu hükümleri uyarınca yapılan çalışmalar sırasında düzenlenen belirtmelikte taşınmazın belirtmeliğin düzenlendiği tarihten geriye doğru 5-10 sene kadar önce Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden elde edildiği belirtilmiş, bu dava nedeniyle dinlenen teknik bilirkişide düzenlemiş olduğu raporda taşınmazın 1953 yılında nehir yatağı olduğu açıklanmıştır. Taşınmazın baraj suları altında kalmadan önceki niteliği belirlenmediği gibi tespit tarihinden geriye doğru kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı da kanıtlanmamıştır. Taşınmazın su altında kalmasından sonra görülmeden yapılan incelemeye ve dinlenen tanık sözlerine dayanılarak davacıların ve murislerin mülkiyet ve zilyetliğinde bulunduğunun tespitine karar verilemez. Daha açık bir deyimle: bu evrede toplanan delillerle davanın kanıtlandığı kabul edilemez. Davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle mülkiyetin tespitine karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 12.09.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy