(2863 S. K. m. 3, 11)
Dava: Mehmet Şahin ile İlhami Öztürk aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Doğubayazıt Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 14.06.2002 gün ve 68-165 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 171 ada 23 parselin tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu parsele ait kadastro tutanağında zilyetliğe dayanarak 27.04.1987 tarihinde harabe ev ve arsası niteliğiyle davalı İlhami Öztürk adına tapuya tescil edilmiştir. Davacı, tespitten önceki 40 seneyi aşkın kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Yerel bilirkişi ve tanıklar; dava konusu parselin bitişiğinde davacının evinin bulunduğunu, bu yeri de satın almak suretiyle 30 seneden fazla bir zamandan beri kullandığını bildirmişlerdir. Mahkemece, dava konusu taşınmazın sit alanı içerisinde kaldığı göz önünde tutularak davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya arasında bulunan Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 20.09.2000 gün ve 1027 sayılı kararına göre, dava konusu taşınmaz ve çevresinin 2863 sayılı Kanun hükümleri uyarınca sit alanı olarak tescil edilmesine karar verilmiştir. Mahkemece, koruma kurulu kararı ve ekli haritası uzman bilirkişi aracılığıyla dava konusu taşınmaza uygulanmak suretiyle, taşınmazın 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu hükümleri karşısında niteliği ve konumu belirlenmemiştir. Bir taşınmazın arkeolojik sit alanında kalması onun kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle veya diğer bir mülkiyet belgesiyle iktisap edilmesine engel değildir. Koşullarının gerçekleşmesi halinde bu yer mülk edinilebilir. O halde, 2863 sayılı Kanunun 3 ve 11. maddesi hükümlerinde belirtildiği şekilde araştırma yapılması, taşınmaz üzerinde veya altında korunması gereken kültür ve tabiat varlığı bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir. Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 4.960.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 19.09.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy