(4721 S. K. m. 706, 713) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Nezihe Ersoy ile Mehmet ve İhsan Ersoy aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Tarsus 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 19.4.2001 gün ve 594/250 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalılardan İhsan Ersoy vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 5.11.2002 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı İlhan Ersoy vekili Avukat Durmuş Akkuş geldi. Tebligata rağmen başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 182 parselin tapu kaydının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Mehmet Fikret Ersoy, davayı kabul ettiğini bildirmiş, diğer davalı İhsan Ersoy reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı İhsan Ersoy vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, uyuşmazlık konusu taşınmazın 5.3.1979 tarihinde, davalıların miras bırakanı ve babaları Hakkı Ersoy'dan satın ve devraldığını, o tarihten dava tarihine kadar taşınmaza zilyet olduğunu belirterek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Mahkemece, davalı Mehmet Fikret'in davayı kabul ettiğini, ayrıca davacının 20 yıldan fazla süre ile taşınmaza zilyet olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık konusu parsel, 15.5.1959 tarihinde kadastro yoluyla Mahmut oğlu Hakkı Ersoy adına tapuya tescil edilmiştir. Harici satışın yapıldığı 5.3.1979 tarihinde dava konusu parsel tapuda kayıtlı bulunan bir yerdir. TMK. nun 706, Borçlar Kanunu'nun 213 ve Tapu Kanunu'nun 26. maddesi hükümleri karşısında tapulu bir taşınmazın haricen satış ve devri geçersiz olup, hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz. Anılan hükümler karşısında davacının harici satın almaya dayanarak istekte bulunması söz konusu olmaz. Diğer yönden, kayıt malikinin 8.11.1984 ölüm tarihinden 18.8.1999 dava tarihine kadar, TMK.nun 713/2. maddesinde belirtilen koşullar geçmediği için tapu kaydının anılan hüküm karşısında da hukuki değerini yitirdiği kabul edilemez. Tüm bu açıklamalar karşısında mahkemenin kabule ilişkin gerekçesi yerinde bulunmamaktadır. Kayıt malikinin ölüm tarihine göre terekesi elbirliğiyle mülkiyet hükümlerin tabi olup, son verilmediğine göre mirasçılardan Mehmet Fikret'in davayı kabul etmesi de hukuken geçerli bir sonuç doğurmaz. Elbirliğiyle mülkiyetle birlikte tasarruf esas olup, davayı kabulde tasarrufi bir işlem olduğuna göre, kayıt malikinin tüm mirasçıları tarafından dava kabul edilmedikçe, mirasçılardan birisinin kabul beyanına değer verilmek suretiyle iptal ve tescil cihetine gidilemez. Yukarıdan beri açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Davalı İhsan vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 250.000.000 Avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunan davalı İhsan Ersoy'a verilmesine ve 6.750.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 05.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy