(3402 S. K. m. 14)
Dava: İbrahim Utma ile Hazine ve Umurlu Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının reddine dair Aydın 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 11.03.2002 gün ve 785/244 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, uyuşmazlık konusu taşınmazın adına tapuya tescil edilmesini istemiştir.
Davalı Hazine ve Belediye vekilleri, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma noksandır. Davacı uyuşmazlık konusu taşınmazın batısında bulunan dava dışı 559 parseli kayıt maliklerinden satın ve devraldığını tapulu yerle birlikte dava konusu yerin satıcıları tarafından 20 yıldan fazla süreyle tasarruf edildiğini, eklemeli kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanmış, adına tapuya tescil edilmesini istemiştir. Davalılar taşınmazın zilyetlikle kazanılamayacak yerlerden olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıklardan uyuşmazlık konusu taşınmaz bölümünü davacının satıcısı olan şahısların kullanıp kullanmadıkları bu yeri bitişikteki taşınmazın kayıt maliklerinin davacıya satıp satmadıkları, bu yerde ilk kayıt maliklerinin ve davacının zilyetliğinin hangi tarihte başladıkları ve zilyetliklerini ne şekilde sürdürdükleri sorulup belirlenmemiştir. Dosya arasında bulunan ve teknik bilirkişi Ümit Kılcı tarafından düzenlenen krokiye göre, dava konusu taşınmazın doğu hududunda yol ve Musluca çayı yer almaktadır. Dava konusu taşınmazın Musluca çayıyla ilgisinin belirlenmesi, özellikle taşınmazın çayın etki alanında kalan yerlerden olup olmadığının ve çay yatağından kazanılan yerlerden bulunup bulunmadığının uzman Jeolog bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi, taşınmazın bulunduğu yerde yapılan kadastro çalışmaları sırasında bu yerin ne gibi bir işleme tabii tutulduğu, tespit dışı bırakılıp bırakılmadığı, tespit dışı bırakılmış ise, hangi tarihte ve ne sebeple tespit dışı bırakıldığı, Kadastro Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi, ayrıca davacı ve onun satıcısı olduğu ileri sürülen şahıslar bakımından 3402 sayılı Kadastro Yasasının 14. maddesinde öngörülen şekilde miktar araştırması da yapılmamış, keza nizalı yerin 3083 sayılı Yasa anlamında kuru yada sulanan yerlerden olup olmadığı DSİ İdaresinden sorulup belirlenmemiştir. Yukarıda belirtilen noksanlıklar giderilmeden eksik araştırma ile hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 4.960.000.-lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 23.09.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy