(3402 S. K. m. 17) (4721 S. K. m. 683)
Dava: Davacı-Davalı Erdoğan Değirmenci ile davalı-davacı Hazine ve Kestel Belediye Başkanlığı aralarındaki elatmanın önlenilmesi, kal, tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve kısmen reddine dair Alanya 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 13.07.2001 gün ve 414-472 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı-davalı Erdoğan Değirmenci ile davalı-davacı Hazine vekilleri taraflarından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Erdoğan Değirmenci, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın adına tapuya tesciline, davalı-karşı davacı Hazine vekili de, Erdoğan Değirmenci'nin açmış olduğu tescil davasının reddine, bu yerlere elatmasının önlenmesine, yapmış olduğu binaların yıkımına uyuşmazlık konusu taşınmaz bölümlerinin Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 11.12.2000 günlü krokide A1, A3, B1 ve B2 yerler hakkındaki davacı Erdoğan Değirmenci'nin davasının reddine, A2 ve B3 harfleriyle gösterilen bölümlerin adına tapuya tesciline, karşı davacı Hazinenin krokisinde A2 ve A3 harfleriyle gösterilen bölümlere ilişkin davanın reddine, A1 harfleriyle gösterilen bölümün Hazine adına tapuya tesciline, A1 ve A3 bölümlere davalı Erdoğan'ın müdahalesinin önlenilmesine bu bölümler üzerinde yapılaşmanın bulunmaması nedeniyle yıkım isteğinin reddine karar verilmesi üzerine; davacı vekili ve Hazine vekili hükmün aleyhe olan bölümlerini ayrı ayrı temyiz etmişlerdir.
Davacı, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan dava konusu taşınmaz bölümlerinin adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiş, yargılamanın devamı sırasında taşınmazların bir bölümünün idari yoldan Hazine adına tapuya tescil edilen 1958 parselin kapsamında kaldığını belirlenmesi üzerine, ayrıca açmış olduğu tapu iptali ve tescil davası bu davayla birleştirilerek yargılama yürütülmüştür.
Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre krokide A1, B1 ve B2 harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümlerinin dava tarihinden önce yapılan kazı ve çalışmalar nedeniyle doğal yapısının değiştiği, kültür arazisi niteliğinde olduğu belirlenmemiş bulunduğuna, aynı krokide A3 harfleriyle gösterilen bölümünde devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşlık ve kayalık yerlerden olduğunun belirlenmesi nedeniyle bu bölümlere ait davanın reddine karar verilmesinde kanuna aykırı bir yön bulunmamaktadır. Davacı Erdoğan vekilinin dava konusu taşınmazların bu bölümlerine yönelen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün redde ilişkin olan bu bölümlerinin ONANMASINA,
Aynı krokide A2 ve B3 harfleriyle gösterilen taşınmazlara ilişkin davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarına gelince: Az Önce de açıklandığı üzere; davacı, kadastro çalışmaları sırasında tespit dışı bırakılan bu bölümlerin ihya ve kazanmayı sağlayan zilyetlik nedeniyle adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Kadastro Müdürlüğünün karşılık yazısındaki bilgilere göre, dava konusu taşınmaz bölümleri ve çevresi 1958-1960 yıllarında yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşlık ve çalılık olması nedeniyle tespit dışı bırakıldığı bildirilmiş ve bu yön paftadaki belirlemelerle de doğrulanmıştır. Yerel bilirkişi ve tanıklar, taşınmazın bu bölümlerinin kadastro tesbitinin geçmesinden kısa bir süre sonra davacı tarafından para ve emek sarfedilmek suretiyle kültür arazisi haline getirildiğini ziraatçi uzman bilirkişi taşınmazların kuru tarım arazisi niteliğinde, ormancı bilirkişi kesinleşmiş orman sınırlandırma hattının dışında orman sayılmayan yerlerden olduğunu bildirmesi üzerine, mahkemece kazanma koşullarını oluştuğu gerekçesiyle bu bölümlere ait tescil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Toplanan delillere, dosya içeriğine göre varılan sonuç doğru ise de, incelenmekte olan bu dosya ile birlikte temyiz incelemesi için dairemize gönderilen Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/175 Esas, 2002/150 Karar sayılı (2002/5554 Esas) dava dosyasında davacı Hüseyin Özsoy'un tescil konusu ettiği taşınmaz bölümlerini, şimdiki davanın davacısı Erdoğan Değirmenci'den satın ve devraldığını ileri sürerek tescil isteğinde bulunmuş, 05.11.1997 tarihinde yapılan keşifte dinlenen tanık Mustafa Zeybek ve Abdullah Boz dava konusu taşınmaz ve çevresinin öncesi itibariyle ekilip sürülemeyen, köylünün ortak yararlandığı, köy hayvanlarının otlatıldığı bir yer olduğunu, 1964 senesinden itibaren satıcı Erdoğan Değirmenci'nin tasarrufta bulunmak suretiyle kültür arazisi olarak yararlandığını bildirmiştir. Tescil konusu taşınmaz bölümleriyle çevresi 1958-1960 yıllarında yapılan kadastro çalışmalarında bir bütün olarak tespit dışı bırakılmıştır. Davacı Erdoğan Değirmenci'nin daha sonra taşınmazın bazı bölümlerini üçüncü kişilere satıp devrettiği, dava konusu yerleri de elinde tuttuğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, taşınmazların kadastrodan sonraki bütünlük içerisinde ele alınıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Yerel bilirkişi ve tanıklar ile yapılan incelemeye göre taşınmazların imar ve ihya edilerek kültür arazisi haline getirildiği, kazanma koşullarının oluştuğu belirlenmiş ise de, yukarıda esas ve karar numarası anılan dava nedeniyle dinlenen tanıklar bu taşınmazın bir bölümü hakkında vermiş oldukları ifadelerinde bu yerlerin ve çevresinin köylünün ortak olarak yararlandığı ve hayvanlarını otlattıkları bildirilmiştir. Bu durum göz önünde tutularak taşınmazın bulunduğu yerde tahsisli mer'a olup olmadığının mevcutsa mer'a norm kararı ve haritasının Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden istenilerek dosya arasına konulması, ondan sonra yerel, teknik ve ziraatçı uzman bilirkişiler aracılığıyla taşınmaz başında yeniden keşif yapmak suretiyle kadastroda taşlık ve çalılık olarak bırakılan bu yerin tahsisli veya kadim mer'a olup olmadığı hususunun kendilerinden sorulması, yukarıda esas ve karar numarası yazılı dava dosyasının getirtilerek uyuşmazlığın çözümünde göz önünde tutulması, bu yer mer'a niteliğinde bir yer olmayıp da kazanma koşullarının oluştuğu takdirde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi hükmü uyarınca kamu hizmetine tahsis edilip edilmediğinin Milli Emlak Müdürlüğünden sorulması, ayrıca aynı maddenin son fıkrası hükmü göz önünde tutularak imar planı içerisinde alınma tarihine kadar kazanma koşullarının oluşup oluşmadığının tartışılıp değerlendirilmesi, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekirken eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin bu taşınmaz bölümüne ilişen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 1/A ve 3. bendinde yer alan taşınmaza ilişkin bölümlerinin BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 5.000.000. lira peşin harcın onama harcına mahsubuna 10.10.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy