(2644 S. K. m. 21)
Dava: Yüksel Öztürk ile Hazine, Haydere Köyü Muhtarlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü aralarındaki tescil davasının reddine dair Bozdoğan Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 15.9.2000 gün ve 185/195 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı ile davalı Hazine vekilleri taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine, davacı vekili hükmü esastan, davalı Hazine vekili Avukatlık ücreti bakımından temyiz etmişlerdir.
Davacı, dava dilekçesinde mevkii ve sınırları yazılı taşınmazın Köy Tüzel Kişiliğince satıcısı Ali Boru'ya teslim edildiği, onun da 1980 yılındaki satış ve devri ile kendisine geçtiğini, eklemeli yirmi yıldan fazla süre ile zilyet olduğunu ileri sürerek tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı Hazine vekili, dava konusu taşınmazın genel yol olduğunu, bu tür yerlerin kazanılamayacağı ve satılamayacağını, Vakıflar İdaresi vekili de, taşınmazın vakıf malı olduğunu savunarak reddine karar verilmesini istemişlerdir. Mahkemece, taşınmazın öncesi itibariyle yol olduğu, bu tür yerlerin kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgilere göre, taşınmazın bulunduğu yerde 1956 yılında kadastro çalışmaları yapılmıştır. Taşınmazın hangi sebeple tespit dışı bırakıldığı Kadastro Müdürlüğünden sorulmamakla beraber, teknik bilirkişi Selami Dönmez, taşınmazın yol boşluğu olması nedeniyle tespit dışı bırakıldığını bildirmiş, yerel bilirkişi ve tanıklar; bu yerin davalı Köy Tüzel Kişiliğince 1974 yılında davalının satıcısı Ali Boru'ya ev yeri olarak verildiğini, onun da satış ve devri ile davacıya geçtiğini, yirmi yıldan fazla süre ile tasarruf edildiğini bildirmişlerdir. Kamunun yararlanmasına tahsis edilen yolların kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün bulunmamaktadır. Ancak, öncesi itibariyle yol olup terk edilen veya güzergah değişikliği nedeniyle yol olarak kullanılmayan böyle bir yerin koşulları mevcut olduğu taktirde kazanılması mümkün olabilir. 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 21. maddesi hükmüne göre; yol fazlalıklarının veya boşluklarının ilgisi yönünden ilgili Kamu Tüzel Kişisi adına tespit ve tescil olunacağı belirtilmiştir. Bu şekilde tesbiti mümkün olan bir yerin satış ve devri, koşulları oluştuğu taktirde özel mülkiyet şeklinde tapuya tesciline karar verilmesi mümkün olmaktadır. Somut olayda; dava konusu taşınmazın davacı ve satıcısı tarafından yirmi yıldan fazla süre ile zilyet edildiği belirlenmiş bulunduğuna göre, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Kabul şekline göre de Hazine davada yargılama oturumlarında Avukat marifetiyle temsil olunduğuna, dava redle sonuçlandığına göre Hazine yararına Avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekirken, bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olması da doğru değildir.
Sonuç: Davacı vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve 2.080.000 lira peşin harcın istek halinde davacıya iadesine 09.09.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy