(3402 S. K. m. 14, 17)
Dava: Ali Kubilay ile Hazine, Orman İdaresi ve Konyaaltı Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Antalya 4. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 08.03.2002 gün ve 1137/186 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalılar Hazine, Orman İdaresi ve Konyaaltı Belediye Başkanlığı vekilleri taraflarından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, dava konusu taşınmazın adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine, Orman İdaresi ve Konyaaltı Belediye Başkanlığı vekilleri, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine, Orman Genel Müdürlüğü ve Konyaaltı Belediye Başkanlığı vekilleri taraflarından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
Dosya muhtevasına dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına ve uyulan bozma ilamında açıklandığı üzere işlem yapılıp sonucu dairesinde hüküm tesis edildiğine, tescil konusu taşınmazın 3116 sayılı kanun hükümleri uyarınca 1941 yılında yapılan orman sınırlandırma çalışmaları sırasında, orman sınırları dışında bırakılan orman sayılmayan yerlerden bulunduğu ormancı bilirkişi tarafından, kadastro çalışmaları sırasında orman niteliğiyle tespit dışı bırakılan taşınmazın 1956-1960 yılları arasında davacının babası tarafından para ve emek sarf edilmek suretiyle kültür arazisi haline getirildiği, yerel bilirkişi, tanıklar ve ziraatçı uzman bilirkişi tarafından açıklandığına, taşınmazın imar planı içerisine alındığı 1998 tarihine kadar 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17 ve 14. maddesindeki koşullar oluştuğu belirlenmiş bulunduğuna göre, aşağıda belirtilen hususlar dışında davalı İdare vekillerinin temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Uyulan bozma ilamında 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca araştırma ve nitelik belirlenmesi gereğine işaret edildiği halde mahkemece bu husus yerine getirilmemiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu Kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçmeyecektir. Anılan hüküm gözönünde tutularak 26.07.1972 tarihinden sonra davacı ve miras bırakanı adına kadastro yolu ile veya açılan dava sonunda tescil edilmiş taşınmaz veya taşınmazlar var ise, bunların miktarlarının, çalışma alanlarının, tescil tarihlerinin Tapu Sicil Müdürlüğü ile Kadastro Müdürlüğünden açılmış dava olup olmadığının, o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup belirlenmesi, ayrıca bu maddenin 2.fıkrası hükmüne göre; sulu ve kuru toprak ayırımının 3083 sayılı Kanun hükümlerine göre Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden araştırılıp belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm verilmiş olması isabetsiz, davalı Hazine, Orman İdaresi ve Konyaaltı Belediye Başkanlığı vekillerinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve 4.960.000.-er liranın istek halinde temyiz edenlerden Orman İdaresi ve Konyaaltı Belediye Başkanlığına ayrı ayrı iadesine 07.10.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy