(3402 S. K. m. 14, 21)
Dava: İzzet Öztürk ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Darende Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 29.03.2002 gün ve 7/108 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine Temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, uyuşmazlık konusu taşınmaz bölümlerine ait tapu kayıtlarının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine Temsilcisi davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine Temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki açıklamalara göre; Davacı, 270 ada 1 ve 274 ada 1 parsellerin zilyetlikten kısmen iptali ile adına tescilini istemiştir. Mahkemece, kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verilmiş ise de; Kadastro Kanununun 14. maddesi karşısında tesis edilen hüküm doğru değildir. Davacı, nizalı taşınmazların murisi babası Mevlüt'ten intikalen zilyetlikten iptal ve tescil isteğinde bulunmuş mahalli bilirkişi ve tanıklarda, taşınmazların, dosyadaki nüfus kayıt aile tablosuna göre, 18.03.1993 tarihinde ölen babası Mevlüt Öztürk'den kaldığını, nizalı bölümlerin taksimle davacıya isabet ettiğini bildirmişlerdir. Yine Dairemizde temyiz incelemesi için bulunan Darende Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.03.2002 gün ve 2002/19-112 esas ve karar sayılı dosyada davacının kardeşi olduğu anlaşılan Hamza Öztürk'le aynı birlik dahilinde bulunan taşınmazların ortak murisleri babası Mevlüt'ten taksimen zilyetlikten iptal ve tescil isteğinde bulunmuş ve davası kabulle 41.632.12 m2 kısımların iptal ve tesciline karar verilmiştir. Bu dava sonucunda da, davacı İzzet Öztürk lehine aynı birlik dahilinde toplam 99.207.49 m2 yer verilmiştir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre; zilyetliğin vergi kaydı gibi bir belgeyle ispatı yoluna gidilemeyen hallerde zilyedin aynı çalışma alanı içerisinde kazanacağı miktar sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçemez. Taşınmazlar Darende İlçesi, Gökyar Mahallesinde (çalışma alanında) bulunmaktadırlar. Taşınmazlar 1993 yılında ölen muris Mevlüt'ten kaldığına ve davada hiçbir belgeye dayanılmadığına, taksim tarihinden itibaren de kazanmayı sağlayan bağımsız 20 yıllık süre geçmemiş bulunduğuna göre, Mevlüt'ün tüm mirasçılarının kazanabilecekleri miktar, kuru toprakta 100 dönümü geçemez. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü karşısında elbirliğiyle mülkiyet durumunda miras bırakan Kazım'ın tüm mirasçıları tek kişi sayılır. Miras bırakanın kazanabileceği miktardan fazla bir yer kazanmaları mümkün değildir. İncelenmekte olan davada davacı İzzet 99.207.49 m2, davacının kardeşi Hamza lehine de Darende Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/19 esasına kayıtlı dava dosyasında 41.632.12 m2 yerin iptal ve tesciline karar verilmiştir. Her iki dava nedeniyle kabulüne karar verilen taşınmazların toplam büyüklüğü Kadastro Kanununun 14. maddesindeki miktarları geçmektedir. Bu durum göz önünde tutularak davacıların kazanacağı miktarın göz önünde tutulması, gerekirse Kadastro Kanununun 21. maddesi hükmü uyarınca davacılara seçimlik hakkının hatırlatılması, kanunda belirtilen limitleri aşmamak üzere iptal ve tescile karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç: Davalı Hazine Temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 11.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy