(3402 S. K. m. 14, 20)
Dava: Muzaffer Soğutmaz ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Selçuk Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 09.05.1990 gün ve 220-149 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, 8092 parselin Hazine üzerindeki tapu kaydının iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu parsele ait kadastro tutanağında, 7652 parsel beyannamesindeki kararına dayanılarak 02.11.1976 tarihinde tespit edildiği açıklanmıştır. 7652 parsel 09.01.1942 gün ve 6 numaralı tapu kaydına dayanılarak kayıt malikinin mirasçıları adına tespit edilmiştir. Tutanağa göre; dava konusu parsel, 7652 parselin miktar fazlasıdır. Davacı, 7652 parselle birlikte dava konusu taşınmazı tespit tarihinden geriye doğru 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarrufta bulunduğunu, ayrıca tapu kaydının kapsamında kaldığını ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Yerel bilirkişi ve tanıklar, dava konusu yerin davacı ve murisi tarafından tasarruf edilen bir yer olduğunu bildirmişlerdir. Teknik bilirkişi tarafından düzenlenen 30.03.1990 günlü krokide, 8092 parselin B harfi ile gösterilen zeytinlik olan bölümünün tespit tarihinden geriye doğru 6-7 yıl önce tasarruf edilen bir yer olduğunu, aynı krokide A harfi ile gösterilen 10395 m2 ninde eskiden beri kültür arazisi olarak tasarruf edilen bir yer olduğunu bildirmişlerdir. Mahkemece kazanma koşullarının oluştuğu görüşünden hareketle davanın kabulüne karar verilmiştir. Yukarıda tarih ve sayısı yazılı davacının murisi adına kayıtlı bulunan tapu kaydına dayanılarak kayıtta yazılı miktar kadar yer davacı adına 7652 parsel numarasıyla tespit edilmiş, dava konusu edilen yerde miktar fazlası olarak Hazine adına yazılmıştır.3402 sayılı Kadastro Kanunun 20. maddesinin son fıkrasına göre, kayıt miktar fazlası olan bir yerin koşulları mevcut olduğu takdirde kazanılması mümkündür. Somut olayda; yapılan inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. 7652 parsele ait tapu kaydının 3 sınırı dere, 1 sınırı kaya olarak yazılıdır. Paftaya göre, dava konusu taşınmazın batısında ormanlık alanlar mevcuttur. Miktar fazlası olan dava konusu yerin ormandan açılan bir yer olup olmadığı araştırılmamıştır. Taşınmazın niteliğinin belirlenmesi bakımından bu yerde orman kanunu hükümleri uyarınca yetkili orman kadastro komisyonlarınca orman sınırlamasının yapılıp yapılmadığının, yapılmışsa buna ait harita ve tutanaklarının getirtilip dosya arasına konulması, ondan sonra yerel, teknik ve ormancı bilirkişiler aracılığıyla dava konusu taşınmazın başında keşif yapılması, mevcutsa kesinleşmiş orman sınırlama haritası uygulanmak suretiyle bu yerin sınırlamanın kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi, orman sınırlaması yapılmamış ise memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planına göre bu yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının araştırılıp belirlenmesi gerekir. Teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokide B harfi ile gösterilen 3750 m2 lik yer üzerinde kazanma koşullarının oluşmadığı belirlendiğine göre, bu yer hakkındaki davanın reddinin düşünülmesi, ayrıca davada vergi kaydı gibi bir belgeye dayanılmadığına göre, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü gözönünde tutularak aynı çalışma alanı içerisinde 26.07.1973 tarihinden sonra davacılar adına belgesizden tespit ve tescil edilmiş taşınmazlar bulunup bulunmadığının Tapu Sicil Müdürlüğünden, aynı yolla açılmış dava olup olmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulması, taşınmazın 3083 sayılı kanun hükümleri uyarınca Devletçe sulanan yerlerden olup olmadığının merciinden sorulması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Davalı Hazine vekilinin, temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK. nun 428. maddesi hükmü uyarınca BOZULMASINA 08.02.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy