(743 S. K. m. 639) (1086 S. K. m. 258, 259)
Dava: Celil Algın ile Mustafa Demirbaş ve müşterekleri, Hazine ve Memişli Köyü Muhtarlığı aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Karaisalı Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 21.06.2002 gün ve 73-215 sayılı hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 24.12.2002 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı vekili Avukat H. Bahadır Balcılar ve karşı taraftan Hazine vekili Avukat İclal Perran Kural geldiler. Başka kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, 63 parselin tapu kaydının iptali ile vekil edeni adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı gerçek kişiler vekili ile davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, uyuşmazlık konusu taşınmazı 1965 yılında kayıt maliki Ahmet Demirbaş'dan satın ve devraldığını, dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre ile zilyed olduğunu, tapu kaydının intikal görmediğini ileri sürerek iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur. Dava dilekçesindeki açıklamalara göre dava MK.nun 639/1. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyedlik yolu ile edinilmesi mümkün değildir. Ancak kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de, MK.nun 639/2. maddesindeki düzenlemedir. Anılan madde de maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıldan önce ölmüş ya da gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı veya bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.
Somut olayda uyuşmazlık konusu 63 parsel, 28.09.1955 tarihinde hükmen Mustafa oğlu Ahmet Demirbaş adına tapuya tescil edilmiş ve kayıt intikal görmemiştir. Mirasçılık belgesine göre kayıt maliki Ahmet 10.08.1974 tarihinde vefat etmiştir.05.06.2002 tarihinde yapılan keşif de dinlenilen yerel bilirkişi zilyedlik hakkında herhangi bir açıklamada bulunmamış, topluca dinlenen davacı ve davalı tanıkları yargılama oturumlarında alınan beyanlarını tekrar etmişlerdir. Yargılama oturumunda dinlenen davacı tanıkları, dava konusu taşınmazın kayıt maliki tarafından davacıya satılıp devredildiğini dava tarihine kadar zilyed olduğunu bildirdikleri halde, bir kısım davalı tanıkları taşınmazın kiraya verildiğini, satış olgusunu duymadıklarını bildirmişlerdir. Satış, devir olgusu ve davacının bu yerde geçen zilyedliğinin malik sıfatı ile geçip geçmediği yönünden taraf tanıklarının beyanları arasında farklılık olup, mahkemece bu husus giderilmemiştir. Cangüven Çoşan isimli bir kişi mahkemece re'sen dinlenilmiş ise de, taraflarca gösterilmeyen bu kişinin tanık olarak dinlenilmesi ve sözlerine değer verilmesi doğru değildir. Tarafların göstermiş olduğu tanıkların HUMK.nun 258. maddesi hükmü uyarınca davetiye ile çağrılarak, aynı kanunun 259. maddesi hükmü uyarınca taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenilmeleri, davacının bu yerdeki zilyedliğinin davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan MK.nun 639/1 maddesinde belirtilen koşullar altında geçip geçmediğinin kendilerinden sorulması, beyanları arasında aykırılık meydana geldiği takdirde bunun giderilmesine çalışılması,ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Davanın kayıt malikleri yanında Hazineye yöneltilmiş olması doğru değildir. Dava mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Kayıt malikinin mirasçıları bulunduğuna ve kendilerine dava yöneltilmiş bulunduğuna göre ayrıca Hazineye ve Köy Tüzel kişiliğine davanın yöneltilmesine gerek bulunmamaktadır. Hazine hakkındaki davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi gerekirken davanın esastan reddine karar verilmiş olması karşısında hüküm Hazine bakımından sonucu itibariyle doğru görülmüştür.
Sonuç: Davacı vekilinin yukarıdan beri izah edilen sebep ve gerekçeler karşısında temyiz itirazlarının kabulü ile Hükmün HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari ücret Tarifeleri uyarınca 275.000.000 lira Avukatlık ücretinin davalı gerçek kişilerden alınarak, Yargıtay duruşmasında Avukat marifetiyle temsil olunun davacıya verilmesine ve 4.960.000 lira peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 24.12.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy