(3402 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 435)
Dava: Selahattin Aslı ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Çat Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 12.06.2002 gün ve 124/95 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine Temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, 189 ada 17 parselin tapu kaydının kısmen iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine Temsilcisi, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine Temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz dilekçesinde bozma sebepleri belirtilmediği gibi, ayrıca layiha da verilmediğinden HUMK. nun 435. maddesi uyarınca, re'sen yapılan inceleme sonunda; dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, dayanılan delillerle karar yerinde açıklanan gerektirici sebeplere göre, aşağıda belirtilen hususlar dışında davalı Hazine Temsilcisinin temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır.
Dava konusu parsel kadastro tutanağında; Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunun muhtar ve bilirkişiler tarafından bildirilmesi üzerine; 05.11.1992 tarihinde hali arazi niteliğiyle, Hazine adına tespit edilmiştir. Her ne kadar ziraatçı uzman bilirkişi, taşınmazın kültür arazisi niteliğinde olduğunu bildirmiş ise de, kadastro tutanağındaki açıklamalar karşısında, taşınmazın niteliğinin komşu parsellere ait belgelere göre de araştırılması gerekir. Taşınmazın sınırında yer alan 8 parsel, Haziran 1328 tarih ve 6 numaralı tapu kaydına dayanılarak tespit edilmiş, ancak, malik hanesi açık bırakılmıştır. Bu husus gözönünde tutularak, 8 parsele uygulanan yukarıda tarih ve sayısı yazılı tapu kaydının ve 8 parsele ait kadastro tutanağının ve eklerinin getirtilerek dosya arasına konulması, tapu kaydına göre, dava konusu taşınmaz yönünün ne suretle gösterildiğinin belirlenmesine çalışılması, 8 parsele ait tespitin kesinleşip kesinleşmediği, bu parsel hakkında dava mevcut ise dava dosyasının getirtilerek, uyuşmazlığın çözümünde gözönünde tutulması gerekmektedir. Bundan ayrı, dava 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde belirtilen belgelerden hiçbirisine dayanılmadığına göre, satış tarihinin belirlenmesi, satış tarihinden dava tarihine kadar kazanmayı sağlayan süre geçmemiş ise, satıcı Hanifi Aslı'nın adına, aynı çalışma alanında 26.07.1972 tarihinden sonra, belgesizden tespit ve tescil edilmiş taşınmazlar bulunup bulunmadığının Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden, aynı sebebe dayanılarak dava açılıp açılmadığının o yer Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden, taşınmazın 3083 sayılı Kanunun hükümleri uyarınca Devletçe sulanan yerlerden olup olmadığının Köy Hizmetleri İl Müdürlüğünden sorulması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. Eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davalı Hazine Temsilcisinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 06.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy