(3402 S. K. m. 14)
Dava: Hacı Ali Yıldırım, dahili davacılar Mevlüt Yıldırım ve müşterekleri ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Pınarbaşı Sulh Hukuk Hakimliğinden verilen 03.12.1999 gün ve 166-242 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine Temsilcisi tarafında süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı Hacı Ali Yıldırım, uyuşmazlık konusu 111 ada 6 parsel sayılı taşınmaza ait Hazine üzerindeki tapu kaydının iptal edilerek, kendi adına tapuya tescil edilmesini istemiştir.
Davacı yanında davaya katılanlar, taşınmazda kendilerinin de hak sahibi olduğunu ileri sürerek, murise ait veraset belgesindeki paylar oranında adlarına tapuya tescil edilmesini istemişlerdir. Davalı Hazine Temsilcisi davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne ve uyuşmalık konusu taşınmaza ait tapu kaydının iptal edilerek, muris Mehmet Yıldırım'ın veraset belgesindeki paylar oranında tüm mirasçılar adına tapuya tesciline karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Hazine Temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma, hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu 111 ada 6 parsel sayılı taşınmaz, 10.07.1993 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında, ham toprak niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş, iptali istenen tapu kaydı bu şekilde oluşmuştur. Nizalı taşınmaz başında yapılan keşifte dinlenilen Ziraatçı Bilirkişi Cem Özler tarafından düzenlenen raporda, uyuşmazlık konusu taşınmazın öncesinin mera olduğu, meranın bozularak ekim arazisi haline getirildiği, bu halde taşınmazın tarım arazisi vasfını kazanamadığı bildirilmiştir. Uyuşmazlık konusu taşınmazın kadastro tutanağında, ham toprak olarak belirtildiği açıklandığına göre, taşınmazın niteliğinin kesin olarak belirlenmesi öncesinin mera olup olmadığının, meradan elde edilen yerlerden bulunup bulunmadığının kesin olarak araştırılıp tespit edilmesi gerekir. Yerel bilirkişi ve tanıklardan davacının ve davaya katılanların ve onların babasının taşınmazdaki zilyetliklerini sürdürülüş biçimi hakkında bilgilerine yeniden başvurulması, uyuşmazlık konusu taşınmaza komşu dava dışı 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 parsel sayılı taşınmazlara ait kadastro tutanakları ile varsa dayanağı olan belgeler getirtilip yerlerine uygulanarak bu belgelere göre nizalı taşınmaz bölümünün ne olarak gösterdiğini belirlenmesine çalışılması, gerekirse bu konuda ziraat mühendisi yada ziraat yüksek mühendisinden görüş alınması, davacı Hacı Ali Yıldırım'ın dayandığı ve murisi dedesi Mustafa Yıldırım'a ait olduğunu bildirdiği 33 tahrir numaralı vergi kaydının, taşınmaz başında yerine uygulanarak, uyuşmazlık konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığının, keza bu vergi kaydının başka taşınmazlara revizyon görüp görmediğinin usulüne uygun şekilde araştırılması, davacı, davaya katılanlar ve murisleri Mehmet Yıldırım bakımından 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde öngörülen şekilde miktar sınırlandırması yönünden gereken inceleme ve araştırmanın yapılması, taşınmazın 3083 sayılı Kanun anlamında kuru yada sulu nitelikte olup olmadığının DSİ idaresinden sorulup belirlenmesi, ondan sonra iddia ve savunma çerçevesinde taraf delilleri birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm tesisi gerekir.
Sonuç: Davalı Hazine Temsilcisinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 25.10.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy