(3402 S. K. m. 14) (3083 S. K. m. 2)
Dava: Seyit Ahmet Arslan Tereke Temsilcisi Halim Arslan ile Hazine, Hacısungur Köyü Muhtarlığı, Ramazan Öslü mirasçıları, Havva Öslü ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair Malkara Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 13.06.2002 gün ve 363/204 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacılar, uyuşmazlık konusu 13 parsel sayılı taşınmaza ait Hazine üzerindeki tapu kaydının iptal edilerek adlarına tapuya tescil edilmesini istemişlerdir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmesi üzerine; hükmün, kabule ilişkin bölümü davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, yapılan inceleme ve araştırma noksandır. Davacılar miras yoluyla intikale ve eklemeli zilyetliğe dayanarak 13 parsele ait tapu kaydının iptal edilerek adlarına tapuya tescil edilmesini istemişler, davalılardan Hazine vekili taşınmazın mer'a niteliğiyle tapuda kayıtlı olduğunu, öncesi itibariyle vakıf malı ve mer'a olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Kayıt maliki olan davalılardan Hazine vekili taşınmazın orta malı mer'a olduğunu ileri sürdüğüne ve bu konuda tanıkları bulunduğunu ve liste halinde tanıklarını mahkemeye bildirdiğine göre, taşınmazın mer'a ve vakıf yönünden incelenip araştırılması gerekir. Uyuşmazlık konusu taşınmazın vakıf malı olup olmadığının merciinden sorulup belirlenmesi, varsa vakfiyenin ve uyuşmazlık konusu 13 parsel sayılı taşınmazın tutanağında numarası yazılı olan Karapınar Çatağı mevkiine ait 154 tahrir numaralı vergi kaydının getirtilmesi, taraflara mer'adan istifade etmeyen komşu köyler halkı arasından tanık göstermek üzere kendilerine süre ve imkan tanınması, tanıkların taşınmaz başında dinlenilerek dava konusu yerin öncesinin kadim mer'a veya vakıf yerlerden olup olmadığı hususunun kendilerinden sorulup belirlenmesi, vergi kaydının yerine uygulanması, davacılar yönünden 3402 sayılı Yasanın 14. maddesinde öngörülen şekilde miktar sınırlandırması yönünden araştırmanın yapılması, taşınmazın 3083 sayılı Yasa anlamında kuru ya da sulu nitelikte olup olmadığının merciinden sorulup belirlenmesi, ondan sonra iddia ve savunma çerçevesinde tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir hüküm verilmesi gerekir.
Sonuç: Davalılardan Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımlardan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 14.11.2002 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Taraflar arasındaki uyuşmazlık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı TMK. nun 713/1 ve 3402 sayılı Kanunun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır. Dava konusu 13 nolu parsel 20.02.1995 tarihinde hükmen Hazine adına tarla niteliği ile tescil edilmiştir. Aynı parselin tapulama tutanağı 25.07.1958 tarihinde düzenlenmiş olup, niteliği tarla olarak belirlenmiştir. Yerel mahkeme hükmü, Daire çoğunluğunca taşınmazın kadim mer'a niteliğinde olup olmadığı, vakıf senedi kapsamında kalıp kalmadığı, ayrıca devletçe sulanan yerlerden bulunup bulunmadığı gerekçesiyle araştırmaya yönelik bozma sevk edilmiştir. Uyuşmazlık konusu 13 nolu parselin kuzeyinde bulunan 14 nolu parsel Malkara Kadastro Mahkemesinin 17.02.1999 tarih, 1997/12 esas, 1999/3, batısında bulunan 16 nolu parsel ise, aynı mahkemenin 27.08.1996 gün ve 1995/11 esas, 1996/119 sayılı kararları ile hükmen gerçek şahıslara verilmiştir. Taşınmazın batısında dere ve ondan sonra Şalgam Köyü arazileri, güneybatısında bulunan 3402 nolu parsel ise, uygulanan vergi kaydı sonucu gerçek şahsa verilmiş olup vergi kaydının doğusu 13 nolu parselin eski maliki Şaban İşcan'ı okuduğu ve Şaban'ın ise, davacının satıcısı olduğu dosya kapsamı ile aydınlığa kavuşmuştur. Davalı Hazine, gerek Yargıtay denetiminden de geçerek onanan 14 ve 16 nolu parsellerle ilgili dosyalarda ve gerekse dava dosyasında kadim mer'a ve Ahi Çelebi Vakfına ait olduğu iddiasında bulunmuştur. Bu iddialar dava dosyasının 03.05.2002 tarihli keşfinde üzerinde durulduğu gibi biten komşu parsel dosyalarında da üzerinde durulmuş, dava konusu taşınmazın tahsisli mer'a paftası dışında kaldığı gibi, kadim mer'a sayılan yerlerden olmadıkları ve Ahi Çelebi Vakfının tasdikli şahsiyet kaydı olan 21/552 esas nolu vakfiyenin 5. Kanuni evvel 320 tarihli vakıf senedinin hudutları kapsamında kalmadığı, taşınmazın bulunduğu Marmara mevkiinde vakıfla ilgili herhangi bir taşınmazın yer almadığı dava dosyası ile komşu parsellere ait Yargıtay denetiminden geçen ve onanan kadastro dosyaları ile de belirlenmiştir. Aynı dosyalarda 3083 sayılı Kanunun 2/c maddesi uyarınca taşınmazın Devletçe sulanan yerlerden olup olmadığı, araştırılmış ve sulanan yerlerden olmadığı belirlenmiştir. Bitişikte bulunan 14 ve 16 nolu parseller Devletçe sulanmayan yerlerden olduğu kanıtlandığına göre; uyuşmazlık konusu 13 nolu parselin sulanan yerlerden olduğunun düşünülmesi mümkün değildir. Yukarıda açıklandığı gibi, uyuşmazlık konusu 5901 m2 miktarlı 13 nolu parselin dört tarafı şahıs arazileri ile çevrili bulunduğu anlaşıldığına göre, taşınmazın kadim mer'a ile ilgisi bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hazine TMK. nun 6. maddesi uyarınca iddialarını kanıtlamamıştır. Bu nedenle tüm dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler, toplanan delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerel mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmesi gerekirken, araştırmaya yönelik bozma şeklinde gerçekleşen Sayın Daire çoğunluğunun görüşlerine katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy