(4721 S. K. m. 713) (3402 S. K. m. 14, 17) (766 S. K. m. 2) (1086 S. K. m. 258, 259)
Dava: Emine Kurt ile Hazine ve Atakent Belediye Başkanlığı aralarındaki tescil davasının kabulüne dair Silifke Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 26.02.2002 gün ve 149/180 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, uyuşmazlık konusu taşınmazın adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine vekili, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi üzerine; hüküm, Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı uyuşmazlık konusu taşınmaza babası Ahmet Yüksel'in imar ihya yoluyla 1976 yılından beri zilyetken, 1980 yılında kendisine devrettiğini iddia ederek adına tescile karar verilmesini istemiş, Hazine vekili dava konusu taşınmazın tespit dışı taşlık ve çalılık bir yer olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Kadastro Müdürlüğünün karşılık yazısına göre, dava konusu taşınmaz bölümü 1966 yılında yapılan tapulama çalışması sırasında 766 sayılı Tapulama Kanununun 2. maddesine göre tespit dışı bırakılmıştır. Tespit dışı bırakma sebebine göre, böyle bir yerin kazandırıcı zamanaşımı yolu ile elde edilebilmesi için 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. ve 17. maddesine göre imar-ihya ve zilyet edilmiş olması koşuluna bağlıdır. Yerel bilirkişi ve tanık anlatımları imar-ihya olgusunu açıklamaktan uzak bulunmaktadır. Bundan ayrı teknik bilirkişi tarafından düzenlenen krokiye göre uyuşmazlığa konu taşınmaz bölümü içinden DSİ'ye ait su kanalı geçtiği anlaşılmaktadır. Dava tapusuz taşınmazın TMK. nun 713/1. maddesi gereğince tescili isteğine ilişkin olduğuna göre TMK. nun 713/3. maddesi uyarınca davanın ilgisi bakımından DSİ Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi gerekir. Öte yandan fen elemanı Bilal Oruç tarafından düzenlenen 11.12.2001 tarihli krokide yön belirtilmemiş olduğu gibi krokide ölçeksizdir. Böyle bir krokinin yerine uygulanma olanağı bulunmadığı gibi infazda da duraksamaya yol açar.
TMK. nun 713/1. maddesine göre, bir yerin tapuya tescil edilebilmesi için tapuda kayıtlı olmaması gerekir. Mahkemece dava konusu taşınmazın tapulu olup olmadığı Tapu Sicil Müdürlüğünden sorulmuşsa da, karşılık yazıdan dava konusu taşınmazın tapulu olup olmadığı anlaşılmamaktadır. Aksi halde çifte tapu oluşur.
Mahkemece yapılacak iş; DSİ Genel Müdürlüğünü davaya katmak, varsa delillerini sormak, bundan sonra HUMK. nun 259. maddesi gereğince taşınmaz başında yerel, teknik ve ziraatçı uzman bilirkişi aracılığıyla keşif yapmak, tarafların tanıklarını HUMK. nun 258. maddesine göre çağırıp taşınmaz başında dinlemek, imar ve ihyanın kim tarafından ne zaman ve ne şekilde yapılıp tamamlandığını saptamak, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava konusu taşınmazın imar planının kapsama alındığı tarihe kadar 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesinde öngörülen kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleşip gerçekleşmediğini saptamak, fen elemanına keşfi izlemeye elverişli uygulama kabiliyeti olan ölçekli kroki düzenlettirmek, Tapu Sicil Müdürlüğünden gerekirse taşınmazın krokisini de göndermek suretiyle tapulu olup olmadığını sormak ve tüm delilleri birlikte değerlendirerek olumlu ya da olumsuz bir karar vermekten ibarettir. Kabule göre de, dava konusu taşınmaz 3083 sayılı Kanun hükümleri uyarınca devlet olanaklarıyla sulanan bir yerdir. TMK. nun 713. maddesinin son fıkrası uyarınca hüküm fıkrasında taşınmazın niteliğinin gösterilmemiş olması da doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 04.11.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy